Boğaziçi'nde "Çağdaş Sanat" Röportaj Dizisi, 2010

AYŞE ERKMEN (İstanbul,1949)

Riella Morhayim, B.U. Felsefe Bölümü, mailriella@gmail.com

Enstalasyon, video, film gibi birçok sanat tarzında eserler ortaya koyan Ayşe Erkmen Berlin ve İstanbul’da yaşıyor ve çalışıyor. Yurtiçi ve yurtdışında çok sayıda solo sergilerinin yanı sıra, sayısız karma sergiye katılmıştır, katılmaktadır. Dikkate değer kamusal projeleri ve incelikli mimari dizaynları çalıştığı mekanların tarihi, kültürel ve mimari özellikleri ile daima bir ilişki halindedir. Sanatçı, mekanlara karşı çok duyarlıdır ve aslında çok da fark edilmeyen, göze çarpmayan bu özelliğin altını çoğu çalışması ile çizmektedir.

Riella Morhayim: Sizin sanatla bağınız nasıl gelişti?

Ayşe Erkmen: Onu bilemiyorum, nasıl geliştiğini bilmiyorum. Sadece şunu biliyorum ki ilkokulda çok iyi hocalarım vardı; mesela orta birden başlayarak Seniye Fenmen Taylan benim sanat hocamdı. Belki onun çok büyük bir etkisi olmuştur. Daha önceden de ben hep ufak tefek heykeller yapıyordum ve hep bunu yapmak istiyordum. Küçüklüğümden gelen bir ilgiydi.

Riella Morhayim: Aileniz, çevreniz nasıl bir tutum içindeydi?

Ayşe Erkmen: Ailem benim bu ilgimle hiç ilgilenmedi, çünkü zaten çok iyi bir öğrenci değildim. Bir de sanat çok zor bir şey normal insanların bilebilmesi için. Sadece sanatla ilgili anneannem terziydi, biraz sanata yatkınlık orada var. Sonra kuzenlerim var tiyatro oyuncuları, belki onlardan. Genel olarak ailem çok ilgilenmedi sanatla, yani karşı da çıkmadılar, ama desteklemediler de.

Riella Morhayim: Sanat, sanatçıya bağlı bir ürün olarak sanatçının kişiliğinden ve orijinalliğinden etkilenir, peki sizce sanat nedir?

Ayşe Erkmen: Bu çok büyük bir soru, bu soru için kütüphaneler doluyor, kitaplar yazılıyor, bunu kısaca cevaplayamam. Bu çok komplike bir soru.

Riella Morhayim: Bir eseriniz değerlendirilirken, onun estetik yargısı ve yorumları için hangi kriterler göz önüne alınmalı?

Ayşe Erkmen: Öyle bir kriterim olsa sanatım olmazdı. Sanat kriterlerin dışındadır. Ben bir kriterle gidersem zaten olmaz. Benim orda karşılaştığım eserle bir alışveriş kurmam lazım. Benim için bir sürpriz olmalı, benim kriterlerimin dışına çıkmalı.

Riella Morhayim: Bir şeyi çağdaş sanat olarak kabul ederken, neyi baz almalıyız?

Ayşe Erkmen: Sanatın yapıldığı zamanı ve dönemi ele almak gerek. Çağdaş sanat, bugün yapılan sanattır. Modern sanat ise geçmişte kalmış bir şey, 1950’lerde yapılan sanattır.

Riella Morhayim: 1950’lerden sonra yapılan sanatı, yani güncel Türk sanatçılar arasından kimleri kendinize ya da sanatınıza yakın buluyorsunuz?

Ayşe Erkmen: Kendime yakın bulduğum değil de sevdiğim sanatçılar var. Örneğin, Füsun Onur var, çok önemli bir sanatçı benim için, bugünün çağdaş sanatına öncülük yapmış bir sanatçıdır, onu çok beğeniyorum. Gençlerden Cevdet Eray, Kutlu Ataman’ı beğeniyorum. Aslında bu çok da beğenmekle alakalı bir şey değil. Beğenmediğin bir sanatçının işlerini de beğenebilirim; bu anlamada birçok kişi var.

Riella Morhayim: Sanat üretiminiz hep bir proje altında mı gerçekleşiyor yoksa bireysel işler de çıkartıyor musunuz?

Ayşe Erkmen: Benim için ikisi de aynı şey, fark etmiyor. Sonuçta bir şeyler ortaya çıkarıyorsunuz.

Riella Morhayim: Sanatı bir iletişim biçimi olarak kabul edersek, sizce sizin sanat anlayışınızın ya da ortaya koyduğunuz eserlerin dili nedir?

Ayşe Erkmen: Benim yaptığım işin çok fazla bir dili yok, özellikle de bir dili olmamasına özen gösteriyorum. O başından beri seçtiğim bir şey, bu bana özgürlük veriyor. Kavramsal bir dili var tabi, fakat görsel bir dili yok. Bu da bana her türlü malzemeyle çalışabilme özgürlüğü veriyor. Mesela film yapabiliyorum, heykel yapabiliyorum, ahşapla çalışıyorum, fotoğraf kullanabiliyorum ya da ses kullanabiliyorum. Geniş bir malzeme skalası var bu nedenle de çok belirgin bir dili de yok, görsel dilim değişik şekillerde ortaya çıkabiliyor, bunun içinde bir araştırma yapmak da gerekiyor.

Riella Morhayim: Eserlerinizde zaman ve mekân kavramını sorguluyorsunuz, bununla ilgili olarak hayat ve sanatla ilgili nasıl bir benzerlik kuruyorsunuz?

Ayşe Erkmen: Zamanla ve mekânla çalışmak ilgimi çekiyor. Özellikle mekân, kendisinde bir sürü şeyi barındıran bir yer, oraya bir sanat yapıtı koyduğunuz zaman mekân eserin altyapısı olmuş oluyor, kaidesi gibi oluyor. Bu nedenle yaptığım sergilerde mekânları görmezlikten gelmiyorum. Aynı işi bir mekândan bir mekâna taşırken bile, diğer mekânın isteklerine göre eseri değiştiriyorum. Kısacası mekân benim için önemli bir şey.

Riella Morhayim: Yapıtlarınızın ortaya çıkışında, serginin gerçekleşeceği mekân, şehir, ülke ya da zaman sizi etkiliyor mu?

Ayşe Erkmen: Tabii ki. Yapılan ülkeden, mekândan; hatta o sıradaki politik olaylardan ve durumlardan etkileniyorum. Bazen mekânın içinde rastladığım birine göre bile eserim değişiyor.

Riella Morhayim: Ayrıca siz sanatta ya da genel hayatta belirsizliğin, yenilikçiliğin ve sıradışılığın önemini nasıl yorumluyorsunuz?

Ayşe Erkmen: Bu konular benim için önemli. Ben eserlerimde çok belirgin mesajlar vermek istemiyorum, zaten insanların bildiği ve kolaylıkla anlayabileceği mesajları vermenin bir anlamı olmadığını düşünüyorum. Yani eğer verdiğim mesaj birebir bir mesajsa bile onu daha dolaylı vermeye çalışıyorum. Çünkü insanların zaten bildikleri bir şeyi onlara tekrar vermenin bir anlamı olmadığını düşünüyorum. Çok direk mesajlardan mümkün olduğunca kaçmaya çalışıyorum ki, yaptığım işin mümkün olduğunca katmanları olsun. İşinle kişilere tek bir şey verirsem derinliği yitirmiş oluyorum, verdiğim şey bir mesaj oluyor, nedeni de belli oluyor. Aksine ben neden ve sonuç ilişkilerinden mümkün olduğunca kaçmaya çalışıyorum.

Riella Morhayim: Bir sanat projesinin ya da sergisinin altında Ayse Erkmen imzasını görmek sizce karşı tarafta nasıl bir izlenim uyandırmalı?

Ayşe Erkmen: Ben imzalara karşı birisiyim. Mesela ben bütün öğrencilerime altına imza koymamaları gerektiğini söyledim her zaman. Onun için imzalara değil de işe bakılması gerektiğini düşünüyorum. İmzalar o kadar önemli değil. Benim işime bakarken tabii ki benim önceki işlerimi bilerek bakması önemli, çünkü o zaman farklı tür bir okunma yapılabilir. Ama bu okumayı yapacak kişi de profesyoneldir, ama normal bir izleyici için işin benim olup olmaması önemli değil. Özellikle ben işlerimden imzayı çıkartmaya çalışıyorum, buna önem veriyorum.