Beliz Demircioğlu


Ezgi Deveci, Boğaziçi Üniversitesi
ezgidevecii@gmail.com

Sanırım 3. kişi olarak bahsetmek daha iyi olur.
Multimedya sanatçısı ve koreograf Beliz Demircioğlu Cihandide, New York Üniversitesi’nin Tisch School of the Arts fakültesinde modern dans eğitimi aldıktan sonra Nacho Duato, Nicolo Fonte, Linda Tarnay, James Sutton gibi birçok koreograf icin dansetti.
Mastır öğrenimi icin New York Üniversite’sinin Interaktif Telekominikasyon bölümünden burslu davet aldı.
Gerçekleştirdiği projelerden ötürü New York’un önde gelen ödüllerinden Rudin Interactive Telecommunications Ödülü’nün sahibi oldu.
Jamie Allen ile olan multimedya dans projesi “Vantage Point” Mikhail Baryshnikov tarafından büyük ilgi gördü ve kendisine bu projeyi gerçekleştirip New York’taki Baryshnikov Sanat Merkezi’nin açılışında sunması icin bir sponsorluk verildi.
 “Intouch” adlı projesi New York’taki Birleşmiş Milletler Ana Merkez’i tarafından seçilerek “Birleşmiş Milletler Binasında sergilenen ilk İnteraktif Eser” oldu. 3 ay süreyle sergilenen eserin açılışını Kofi Annan yaptı.
Sanatçıya ait eserler bugüne kadar Baryshnikov Art Center (New York), Centre des Arts d’Engien les Bain (Paris), Codice-Idee per la Cultura (İtalya), Eyebeam Gallery (New York), Jack H. Skirball Center (New York), Vancouver NIME, Ask the Robot (New York), Bjcem Biennial (İtalya), Tedance Festival (Lizbon), Tanzquartier Wien (Viyana), L’animal a l’esquena (İspanya), Garajistanbul ve Rencontres Chorégraphiques de Carthage (Tunus) gibi pekçok yerde sergilendi.
Beliz modern sanat, sahne sanatları ve dijital kültürde vücut ile ilgili konulara odaklı disiplinler arası sanat platformu “boDig”’in kurucu üyelerindendir. İstanbul Bilgi Üniversitesi Sahne Sanatları alanında hareket teknikleri ve Performans & Teknoloji dersleri vermektedir.

 

Aslında yeni medya artık ne kadar “yeni” medya bu sorgulanmalı çünkü interaktif teknolojilerin ilk çıktığı sensörlerin ve live image processing dediğimiz canlı görüntüler ile manipülasyonun sanatsal anlamda kullanılmaya başladığı ilk dönemler için belki “yeni medya” doğru bir kavramdı ama şuan artık yeni değil. Şuan dijital kültür demek çok daha doğru geliyor bana çünkü teknolojinin getirdikleri günlük yaşamımızın içerisinde de çok önemli bir yere oturdu. Sosyal ağlar, etkileşimli teknolojiler ve daha birçok teknolojik yapı bu dijital kültür çağını kendi kültürümüzle harmanlamamızı sağlıyor. Bu noktada yeni medya sanatçısı kavramı artık anlamını yitirmeye başladı bence. Özelikle ben interaktif teknolojileri daha çok bedensel enstalasyonlar ya da performanslarla birleştirmeyi tercih ettiğim için bence genel tutulmak istenildiğinde multimedya kavramını, daha spesifik bahsedilmek isteniyorsa da etkileşimli medya, generative media gibi nokta atışı yapan kavramları kullanmak daha uygun.
Ama aynen dediğin gibi sanatı kavramlara koymayı sevmeyen biriyim o yüzden bizim boDig kartvizitlerimizde de artık bir tür iş tanımı yazmıyoruz çünkü yaptığımız sanatsal üretimlerde iletmeye çalıştığımızın fikrin hangi sanat dili ile daha dürüst ve etkili ortaya konabileceğini düşünerek üretimimizi o alana yönlendiriyoruz.

boDig bir bedensel odaklı ifadeler girişimi. Dernek statüsünde olan bir topluluk. Aylin Kalem ve ben başta bu platformu oluşturduk sonra farklı farklı alanlardan pekçok kişi ile yollarımız birleşti bu çatı altında. Müzisyenlerden, mimarlara, doktorlardan, performans sanatçılarına çok çeşitli alanlardan aktif üyeleri var şuan bu girişimin.  Her zaman dijital medyayı kullanan işler üretilmiyor bu platformda. Sanata çok daha geniş bakan bir açımız var ama en aktif üyelerimiz genel olarak performans sanatı ve interaktif projelerle ilgileniyorlar, o yüzden böyle bir yönelimimiz var.
En yakındaki projemiz 3 Mayıs 2012 Perşembe akşamı 18:30-19:30 arasında İstanbul Modern’de gerçekleşecek. Bu proje ile ilgili bilgi: http://istanbulmodern.org/tr/etkinlikler/sergi-etkinlikleri/bodig-la-la-la-insan-adimlarini-yorumluyor_873.html
Bodig projeleri ile ilgili genel bilgi:
boDig (beden odaklı ifadeler girişimi) 2007’den beri, çağdaş sahne sanatları ve dijitalkültür bağlamında faaliyetlerine devam eden bir girişimdir. Sanatsal anlayışı multidisipliner çerçevede, dans, performans, görsel sanatlar, tasarım, mimari, yeni medya, mühendislik ve tıp gibi pek çok alana yayılır. Bedeni çağdaş ve teknoloji bağlamında ele alan düşünsel ve sanatsal işler üretir ve bu alandaki üretimi teşvik eder.

boDig beş ana alanda çalışmalarını gerçekleştirmektedir: sanatsal üretim ve yapım, düşünsel üretim ve yayın, uluslararası işbirlikleri, festival/ sergi organizasyonu ve eğitim.
boDig etkileşimli enstalasyonlar ve sahne performansları oluşturur. boDig sanatçıları çalışmalarını çeşitli organizasyonlarda sergilemiştir:
Baryshnikov Art Center (New York), Codice‐Idee per la Cultura (Pisa), Kargart (İstanbul), Eyebeam Gallery (New York), Jack H. Skirball Center (New York), Bushwick Arts Project (New York), NIME (Vancouver), Ask the Robot (New York), TECHNE 06 (İstanbul), Kasa Galeri (İstanbul), Tedance (Lizbon), Çağdaş Sanat Bienali (Sinop), ODTÜ Dans Festivali (Ankara), ve Birleşmiş Milletler Merkezi (New York), Lucy (İstanbul), boDig 08 (İstanbul), bodig 09 (Paris), bodig 10 (İstanbul)...
boDig organizasyonları arasında uluslararası boyutta sergi, festival, sanatçı laboratuarları, konserler, atölyeler ve seminerler vardır. Sahne performansları, ses performansları,
atölyeler, sanatçı laboratuarları, sergi, film gösterimleri ve halka açık tartışma platformlarını içeren etkinlikler tasarlayan boDig bugüne kadar ABD, Almanya, Avusturya, Belçika,Çek Cumhuriyeti, Fransa, Hırvatistan, Hollanda, İspanya, İsveç, İtalya, Norveç ve Portekiz’den birçok sanatçıyı Türk seyircisiyle buluşturmuştur. Girişim, sahne sanatları ve yeni teknolojiler konusunda dünyadaki gelişmeleri takip ederek Türkiye’deki genç üretime yeni kanallar açmayı hedefleyen organizasyonlar gerçekteştirmektedir.
boDig çocuklara ve genç sanatçılara yönelik, Yeni Medya Teknolojileri ile etkileşim ve hareketatölyeleri tasarlar ve yürütür. Bunlardan biri santralistanbul tarafından düzenlenen 7‐12 yaş çocuklarına yönelik “Bedenimde Işık Dolaşıyor” adı altındaki etkileşim atölyesidir. Bir diğeri ise İstanbul Bilgi Üniversitesi tarafından Sahne Sanatları öğrencileri için düzenlenen “Etkileşimli Araçlarla Deneysel Çalışmalar” adını taşımaktadır.
boDig, yurtdışı ve yurtiçindeki çeşitli organizasyonlarda seminer ve konferans sunumları gerçekleştirir. Bunlardan bazıları Lizbon‐Tedance Konferansı ve İDANS Festivali’dir.
boDig, Absent Interfaces Labve MADE simli uluslararası projelerin partnerlerinden biridir. Halen devam etmekte olan MADE (Mobility of Digital Arts in Europe) projesi Avrupa’daki sanatsal işbirlikleri ve ortak yapımları arttırmayı hedeflemektedir.
   24 Kasım 2010’da başlatılmış olan MADE (Mobility of Digital Arts in Europe / Avrupa’da Dijital Sanatların Dolaşımı) projesi, AB’nin Kültür Programı (2007-2013) çerçevesinde ana koordinatör  Centre Des Arts d’Enghien-les-Bains (Paris, Fransa) ve proje ortakları body>data>space (Londra, İngiltere), Transcultures (Mons, Belçika) ve boDig (İstanbul, Türkiye) ile gerçekleşmektedir.

Ben zaten beden odaklı bir eğitimden geliyorum. Klasik bale ve modern dans eğitiminden geliyorum. Bu nedenle interaktif teknolojilerle ilgili mastır yaparken bile benim için ilginç olan taraf hep bedenle olan ilişkiydi. Bu nedenle daha çok live image processing’e yoğunlaştım. Max/MSP/Jitter programından Jitter’ın yaratıcılarından Luke R. Dubois ile yakın arkadaşız, beraber birçok proje yaptık. Teknoloji çok bedensel bir insan olduğum için bana en başta çok uzak, soğuk, yapay ve sıkıcı geliyordu. Sonra interaktif teknolojilerin yapabildiklerini ve programlama dillerinin geliştirilerek benim gibi mühendislik temelli olmayan insanlar için daha high level dillerde kod yazabilme imkanı tanıdığını görünce çok heyecanlandım. O zaman sanki önümde hayal ettiklerimi gerçekleştirmek için yeni olanaklar açıldı. Çünkü interaktif teknolojiler insana zaman ve mekan algısı ile oynayabilme imkanı sağlıyor ve kimi zaman gecikme süresi farkedilmeyecek kadar az olan interaktif enstalasyonlarda kendi bedeninizle olan ilişkiniz, üzerinde oynanmış olarak size yansıtılan, görsel olarak algıladığınız imaj üzerinden yeniden yapılandırılıyor.  Şu aralar bir yandan da İsviçre’de Expressive Arts Therapy doktorası yapıyorum. Burada da bu noktadan yola çıkarak bedenle ilgili travmalar yaşamış insanların, hareket seçeneklerini genişletmek ve bedenleri ile olan ilişkiyi farklı bir şekilde yeniden kurmaları için interaktif teknolojilerin nasıl kullanılabileceğini araştırıyorum.

Bilgi Üniversitesi’nde hem Hareket Teknikleri hem de Performans & Teknoloji dersleri veriyorum. Sanırım sizin sorunuz ikincisi ile ilgili. Bu dersi Müzik Bölümü Başkanı Tolga Tüzün ile birlikte veriyoruz. Tolga da aynı zamanda bir boDig üyesi. Bu ders ilk dönem sahne sanatları öğrencilerine ve müzik bölümü öğrencilerine ayrı ayrı veriliyor. Müzik öğrencileri Max/MSP/Jitter programını ve interaktiviteyi teknik olarak müzik, programlama ve hareketle kurgulamayı öğrenirken, sahne sanatları öğrencileri teknolojik yapılar için kullanılabilecek öğelerin performanslardaki kullanımları üzerine odaklanıyorlar. Aslında dersin bu kısmı bence çok önemli çünkü teknolojiyi ya da interaktiviteyi sadece kullanmak adına kullanan çok fazla insan/proje var. Oysaki diğer herhangi bir içerik gibi teknolojik öğeler de etkilemek amacıyla değil, proje içerisinde anlamsal bütünlük oluşturdukları için kullanılmalılar. Dersin ilk döneminde bu anlamsal bütünlük mekan, alan, obje, video  ve başka öğeler ile nasıl kurgulanabilir onu araştırıyoruz.
İkinci dönem ise iki bölümün öğrencileriyle ortak dersler yapıyoruz. Teknolojiyi kullanan bir performans yaratmanın kompozisyonunu oluşturabilecek farklı parçalar üzerine yoğunlaşıyoruz. Bu noktada süreç çok önemli çünkü buradaki amaç farklı uzmanlıklarda kişilerin sadece kendi sanatlarını yapmaları değil. Beraber bir süreç içerisine girerek içerik ve teknolojik tasarımı beraber yaparak birbirlerinden beslenen bir bütün oluşturmaları. İşte bu nedenle bu dersin önemli olduğunu düşünüyorum çünkü sanat dünyası özellikle dijital teknolojilerin kullanıldığı performans dünyasında artık öne çıkan projeler koreografiyi konuşabilen medya tasarımcıları ve etkileşimi tasarlayabilen koreograf/yönetmenlerin sanatsal birlikteliklerinden doğuyor.   

Bu konuda aslında çok başarılı özel stüdyolar var. Ve ben buralardaki birçok hocaya gerçekten hayranım ve öğrencilerimi üniversite dışında onların da derslerine girmeye yönlendiriyorum. Ama benim için üniversite daha yapıma uygun bir seçimdi. Hem akademik yapı ilgimi çok çekiyor hem de ben çok faydalı olarak  tanımlayabileceğim bir teknik eğitim disiplininden geliyorum. Gerek Dans Akademik gerekse NYU’da aldığım eğitimde hep devamlılık gerektiren bir disiplin vardı. Ve öğretmenlik yapmaya karar verdiğimde benim için önemli olan öğrencilerimi bir yerden başka bir yere taşımaktı. O yüzden sürekli devamlılığın olmadığı bir yerde bu gelişimi çok net göremeyebilirsiniz ama derslere sürekli gelinen akademik bir ortamda hem öğrencilerle çok güçlü bir ilişki kurabiliyorsunuz, hem de onları başka bir yere taşımak için detaylı ve kendini sürekli güncelleyen bir içerik yaratabiliyorsunuz. Süreç benim için çok önemli ve ben öğretmenliğe başladıktan sonra performatif projelerimi çok azalttım çünkü gerçekten öğrencilerime, onların gelişimine ve onların gelişimi için yapmam gerekenleri araştırma dönemime kaliteli zaman ayırmak istedim.

Konsanstrasyon. O dağıldığı zaman hayat sizi her yana çekebiliyor. Ve anın içerisinde olmak çok önemli, hayat çok yoğun, pek çok şey oluyor ama herşeyi heran düşünür ve yaratıcı sürecinizi etkilemesine izin verirseniz dağılırsınız. Ne yapıyorsanız onu sonuna kadar o an yapacaksınız, bu sanatsal üretimse aklınız başka yerlerde olmayacak. Çok çalışacaksınız ama çalışmadığınız zamanda da hayattan keyif almayı ve kendinizi beslemeyi hedefleyeceksiniz.  Siz besledikçe zaten kutunun dışında düşünmeye başlıyorsunuz. En azından ben bunlara inanıyorum ve bunu yapmak için çabalıyorum hep.

Düğüm Teorisi benim için çok özel bir çalışma. Türkiye döndükten sonra gerçekleştirdiğim ilk sahne işi. Ben zaten uzun sürelerde proje çıkaran biriyim, bir fikrin hayatımın içerisinde yoğrulmasını seviyorum.  Aslında çıkış noktası eşimle olan bir sohbet. Ercan plastik ve mikrocerrahi uzmanı. Ona ilişkilerden bahsediyordum, yüzeyde tümüyle iyi gözüken ama aslında kopuk olan ilişkilerden. Sonra onun ameliyatlarını düşünmeye başladık. Tendon kesilerini onarıyor kimi zaman ve bu ameliyat çok aciliyeti olan bir ameliyat değil o yüzden bazen hastalar geldiklerinde sadece yüzeydeki cilt dikiliyor ve sonrasında ameliyat günü planlanarak tekrar bilek açılıyor ve kopuk tendon bir araya getiriliyor. Bu fikir benim için çok mükemmel bir şekilde birleşti koreografik olarak düşündüğüm yapıyla. Düğüm Teorisi’nde sahnede iki dansçı, bir masa, iki sandalye, masanın altında bu ameliyatın yeraldığı bir televizyon ve arkada büyük bir projeksiyon var. Selçuk Artut bu işin interaktif müziğini ve Ahmet Güzererler, ben ve diğer dansçımız Güneş Çağlar da görselleri tasarladık. İnteraktif müzik dansçıların yarattıkları soyut dünyayla beraber bir ortam yaratırken, görseller de kimi zaman sahne dışında çekilmiş videolardan kimi zamansa sahnenin tavanındaki bir kameradan beslenerek performansın kendi zaman algısını tasarlamamızı sağladı.