Boğaziçi'nde "Çağdaş Sanat" Röportaj Dizisi, 2010

Esra Ersen (Ankara, 1970)

Suat Kavukluoğlu, B.U., suatkav@yahoo.com

 

 

Suat Kavukluoğlu: Sanatla ilişkiniz nasıl kuruldu? İlk ilişki kurduğunuz sanat eseri veya sanatçı kimdi? Sizi de sanatın içine çeken, size ilk ilham verenlerden söz ediyorum. Sizde bu sanatçı ve eserlerin nasıl etkileri oldu?

Esra Ersen: Erken yaşlardan beri resme ilgim vardı ama bilinçli bir şey değildi. Zaten bilinçlenebileceğin, ne müze nede görsel basılı bir malzeme vardı. Çizimim kuvvetliydi. Güzel sanatlar okumaya karar verdim. Ama burada güzel sanatlar eğitimi veren kurumların çoğu kapalı sistemler. O sistemin içinde sıkışıp kalıyorsun. Benim ilk bir kaç senem arayışla geçti. Başka disiplinlerle ilgilenmeye başladığım andan itibaren işlerim formal eğitimin sınırlarının dışına çıkmaya, normlarını sorgulamaya başladı. İlham verenler daha çok felsefe ve sosyoloji gibi farklı disiplinlerde eserler verenler oldu.

Suat Kavukluoğlu: Sizin eserlerinize yansıyan dertler neler oldu? Sanatla ilişki kurmanızın ve kendinizi bu yolla ifade etmenizin altında hangi nedenler yatıyor?

Esra Ersen: Bir yer ve durumla ilgili işler üretiyorum. Bu yere dair duygusal sezgisel farkındalıklarım, algılarım, deneyimlerim, sosyo politik durum,  araştırmalarım, izlerini sürdüğüm öyküler, okumalarım, beni yönlendiriyor. Projenin kurgusu bu yere ve duruma göre değişiyor ve şekilleniyor. Evet, sanatın metotlarını ve dili kullanarak ortaya bir sanat yapıtı koyuyorum ama yola çıkarken amaçladığım sanat yapıtının kendisi değil. Bunu daha çok araştırdığım, çözümler aradığım, deneyimlediğim şeyi aktarmanın yolu olarak görüyorum.

Suat Kavukluoğlu: Siz özellikle kimliklerle ilgili çalışmalar yaptınız. Kimliklerin ulusal, kültürel ve dilsel sınırlar üzerinden şekillenişini ve dönüşümünü ele aldınız. Özellikle bu konuya yönelmenizi sağlayan etkenler nelerdir?

Esra Ersen: Kimlik üzerine düşünmeye başladığım dönem, yaşadığım yerden uzaklaştığım, seyahat etmeye başladığım dönemle kesişiyor. Başka bir coğrafyada kendi kimliğim mercek altına alındığında, yaşadığım yere belli bir mesafeden bakmaya başladığımda, kimlikle ilgili işler üretmeye başladım. Hem kendi coğrafyamda hem de yeni yerlerde var olan düzenin kimlikleri nasıl şekillendirdiği, kimliklerin nasıl dönüşüme uğrayabileceği, yer değiştirebileceği, onlara yüklenen anlamlar, beklentiler onların tersine çevrilmesi gibi sorular soran deneysel işler ürettim.

Suat Kavukluoğlu: Yine kimlikler konusunda 2001’de hazırlamış olduğunuz “İsveççe Konuşabilseydin” büyük ses getirmişti. Amacına ne kadar ulaştığını düşünüyorsunuz?

Esra Ersen: “İsveççe Konuşabilseydin” modern müzenin koleksiyonunda, 2001’den beri hem İsveç’te hem de başka birçok ülkede gösterildi. İsveç gibi sosyal demokrat bir toplumun kendi homojenitesi içinde görmek istemediği bir durumun varlığından haberdar eden çok sarsıcı bir iş oldu. Var olan Integrasyon modelini tartışmaya olanak sağladı. Benim için en önemlisi işi sadece galeri ve müzelerin değil başka kurumlarında da göstermek istemeleri. İş, İsveç’teki bu tip dil kurslarında öğretmenlerin eğitimi için kullanıldı. Daha ilginci ise, İç İşleri Bakanlığının bekleme salonunda sergilemek istediler. Yani sistemini eleştiren bir film bu sistemi kurgulayan bir birimde halka açık gösteriliyor.