Extramücadele (Memed Erdener)

Hakan Tekeli, hkntkli@gmail.com, Boğaziçi Üniversitesi
"Çocukken gazeteci olmak istiyordum. Büyüyünce grafiker oldum. Resim yapmayı hep sevdim. 1997’den beri bazen Hafriyat sanat grubu ile beraber bazen sadece ben   yurtiçinde ve yurtdışında pek çok sergiye katıldım. İki defa İstanbul Bienali’nde işlerim  sergilendi. Phaidon yayınları, “Vitamin D / New Perpectives In Drawing” isimli kitabında  çizimlerimi yayınladı. New York Times’da ve birkaç yabancı yayında daha işlerim  yayınlandı. Çizimlerimin, kısa filmlerimin yurtdışındaki dolaşımı Türkiye’den çok daha fazla  oldu. Örneğin iki kısa filmim “Pompa” ve “Köle” Cannes Film Festivalinde “Short Film  Corner”da gösterildi. Fransız yayın kuruluşu Canal Plus “Pompa”nın TV yayın haklarını satın  aldı. Bu iki film Türkiye’de If İstanbul’da gösterildi. If İstanbul ekibine buradan selam..."
Hakan Tekeli: Türkiye’de Extramücadele gibi bir projeyi başlatmış olmak cesur bir adımdır. Siz de  böyle düşünüyor musunuz?
Extramücadele: 21. yüzyılda sanatla ilgilenmek istiyorsanız cesur olmak zorundasınız. Sanırım Toscani tam  da bunu söylemişti seneler evvel Mimar Sinan Üniversitesi’nin oditoryumunda.
Hakan Tekeli: Radikal Gazetesi’nin 6 Aralık 2009 tarihli haberine göre www.extramucadele.com  adresinin “hack”lendiğini, siteye bir süreliğine ulaşılamadığını okudum.  Bununla ilgili  yorumunuz nedir?  Extramücadele projesiyle ilgili buna benzer başka zorluklarla  karşılaştınız mı?
Extramücadele: Evet senelerdir tehdit e-mailleri geliyordu. Fakat ilk defa bu kadar profesyonelce hareket edip, siteyi kullanılamaz hale getirdiler. Sitenin tamiratı yaklaşık üç ayımı aldı. Şu an açık.
Hakan Tekeli: Extramücadele’nin manifestosunda bu projenin hiçbir politik düşüncesinin olmadığından, taraf olmadığından bahsediyorsunuz.  Sizce bir grup veya gruplar bütünü (manifestoda iddia edildiğine göre “toplumsal baskı altındaki topluluklar”) için  işaretler tasarlamayı tercih etmek politik bir eylem değil midir?
Extramücadele: Bahsedilen, olması gereken “taraf” olmamak. Propaganda aracına dönüşmemektir. Her zaman  ortada durabilmektir. Zor olan budur. Sanatla alakalı olan da budur.
Hakan Tekeli: Bedri Baykam’ın 15.02.2005 tarihli yazısında Extramücadele ile ilgili olarak  “''Extramücadele'' kafasını tamamen Cumhuriyet, Atatürk ve milliyetçilikle bozmuş.  Tarafsız olduğu savları tamamen havada kalıyor. 2. Cumhuriyetçilerin artık fazlasıyla  ''şablon''laşmış Cumhuriyet eleştirilerinin bir karikatüral sözcüsü gibi, Cumhuriyetin  üzerine kurulu olduğu temel değerleri, kurnaz gerekçelerin arkasına sığınarak  dinamitlemek, ''Extramücadele'nin ana görevi anlaşılan.”  yorumu  hakkında ne  düşünüyorsunuz?
Extramücadele: Gençlik yıllarımın en sevdiğim, hayran olduğum sanatçısı Bedri Baykam. Bana ve  çevremdeki pek çok sanatçıya ilham ve heyecan vermiş biri. Sanatımı böyle okuması ve Cumhuriyet gazetesindeki o yazısı beni gerçekten üzmüştü. Gençlik idolümün de yıkılış miladıdır bu hadise. Üzgünüm. Bedri Baykam’ın sanatını hala seviyorum. Belki bir gün, o da, yaptıklarımı hatalı okuduğunun farkına varır. Umarım.
Hakan Tekeli: Türban Şoray’ın yaratılma aşamasından  bahsedebilir misiniz? Bu karakter nasıl bir “hayali istek” sonucu yaratılmış olabilir?
Extramücadele: Türban Şoray, Türkiye’nin ilk komik, Müslüman karakteri. Mizah ve Türban Şoray birbirinin  ayrılmazı. Bir gün bir arkadaşıma “gözleri ne kadar da Türkan Şoray’a benzedi değil mi?”  dedim o da bana “o zaman bu Müslüman karakterin adı Türban Şoray olsun” dedi. Ne güzel  bir günmüş o gün!
Nasıl bir “hayali istek” sorunuza gelince... Müslüman bir kadın ve mizah kavramlarının sanki  birbirinden hayli uzak olması gerekir yanlış önermesi, bana Türban Şoray’ı yaptıran hayali istektir.
Hakan Tekeli: Türban Şoray aynı zamanda “Barış Ormanı” adlı kısa animasyon filminizin  karakterlerinden biri.  Türban Şoray’ı veya “Extramücadele”nin ilgilendiği başka  kahramanları veya sembolleri kullanarak uzun metrajlı bir film yapmayı düşündünüz mü hiç?
Extramücadele: Uzun metraj çok zor bir iş. Şimdilik düşünmüyorum.
Hakan Tekeli: “Alternatif Seçim Afişleri” tasarlama fikri nasıl doğdu? Bu çalışma neyi amaçladı?
Extramücadele: Hafriyat Karaköy’de gerçekleştirdiğimiz ve pek çok sanatçı, tasarımcı, şairi afiş üretmeye davet ettiğimiz bir sergiydi. Aynı zamanda, tam da o sırada, gerçekten de Türkiye’de seçim vardı, sergi salonunun ortasında da bizim yaptığımız bizim seçim sandığımız duruyordu. Tasarımcıları ticaret hayatının dışına çağırmış olması bence o serginin naçizane başarısıdır.
Hakan Tekeli: 10. İstanbul Bienali’nde sergilenen işinizden bahsedebilir misiniz?
Extramücadele: Bienalde ise, Türkiye’de yaşayan tüm azınlıklar için afişler tasarladım. Afişlerdeki boşlukları  izleyicilerin kendi fikirleriyle tamamlayacağı 18 afiş. Duvara asılı 18 afişi izleciler bienal süresince kırmızı gazlı kalemlerle tamamladılar, doldurdular. Müthiş bir ortak iş. Çok heyecan verici bir şey. Sosyolojik bir tespit de oldu aynı zamanda. Yine ilgilenilmemiş, üzerine yazı yazılmamış, kendi haline bırakılmış, yok sayılmış bir güzel fikir. Bizden önceki sanatçı kuşak bu nedenlerle alkolik oldu. Türkiye’nin ilgisizliği hepimizin yakından tanıdığı bir olgudur.
Hakan Tekeli: “Köle” adlı kısa filminizden ve “Popopo” sözcüğüne ilham kaynağı olan “oluşumlardan” da bahsedebilir misiniz? “Köle” nasıl bir film?
Extramücadele: İktidar, halk ve silahlı adamlar arasındaki alışverişi esas alan kısa filmin hikâyesi bir  yumurtanın etrafında dönüyor. Bugünkü sistemin devamlılığını elbirliğiyle tesis eden iktidar, halk ve silahlı adamlar ne masumlar ne de suçlu. Duygu istismarı üzerine kurulu pornografi, biçim ve isim değiştirerek yeni yaşam alanlarına sirayet ediyor. Poetik ve etkileyici bir şairanelikle para transferi için politika üretiyor. Harcarken haz almak insan için hem bir tür cinsel deneyim hem de sınıflar arası atlama yapabileceği bir yolculuk.
Dünyanın başkanı Bush'un ardından hemen ve hatta acele bir biçimde siyah başkan Obama'yı apar topar yumurtlayan düzen, bir süreliğine herkesi tekrar umutlandıran ve kendi devamlılığını, kendi neslini garanti altına alan bir ucube. Ucube asla tutucu değil, şekilden şekle girebilen bir bin bir surat.
Hakan Tekeli: Peki o halde Popopo Nedir?
Extramücadele: Bugüne kadar Extramücadele adıyla yaptığım pek çok işi düşünce ile yaptım. Düşünce yerine hayali koymak benim için yeni bir yöntem. Hayallerin oyun alanı bir üçgen. İktidar, silahlı adamlar ve halktan oluşan bir üçgen. Seneler öncesinden planlanmışlık var hayatlarında (Politik). Sürekli kendini yenileyen, eskimeyen bir çeşit istismar üzerine kurulu alışverişleri var aralarında (Pornografik). İnsanların maruz bırakıldıkları çaresiz hallerini, ellerindekilerin birer birer alınışını ses çıkarmadan kabullenişleri var (Poetik). Politik, pornografik ve poetik. Kısaca Popopo! Yeni bir ucube!

Popopo'nun kendi açılımı dışında beslendiği, faydalandığı, lanetlediği ve bindiği dalı kestiği bir alan daha olmalı: "Tasarım + Moda + Dekorasyon" üçlüsü tam da buna uygun birer gülümseyen katil. Sürekli yenilenme ve bu yenilenmenin hemen ardından hızlı eskime, tatminsizlik tohumları. Şehir insanının önce kalbini çalan sonra aklını alan, ardından cebindekine dalan bu üçlü çete, yeni Popopo fikirlerimin at koşturacağı mümbit topraklar. Kusursuzca planlanmış bir güzellik; ancak Tanrı'nın tasarlayabileceği bir mükemmellik. Eşya sevgisinin varabileceği üst sınır.
Hakan Tekeli: Hazırlık aşamasında olan çalışmalarınız veya ileriye yönelik gerçekleştirmeyi hayal ettiğiniz başka projeleriniz var mı?
Extramücadele: Evet var bir şeyler. Fakat şu an prematüre haldeler. Konuşmak için sanırım erken...
Hakan Tekeli: Teşekkür ederim.