Filiz Sızanlı, 1997 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi mimarlık fakültesinden mezun oldu. Dansa ilgisininde bu yıllarda başladığına değinen Sızanlı, yarattığı ilk modern dans eseri olan Üç Ayak’ta Mustafa Kaplan’la birlikte çalışan Sızanlı, yaklaşık 14 yıldır çalışmalarında yine Kaplan’la beraber. Internet üzerinden gerçekleştirilen bu röportajda bizi kıramayarak sorularımıza içtenlikle cevap verdiği için Filiz Sızanlı’ya teşekkür ediyoruz.
Bahadır Şen: İTÜ mimarlık mezunu olduğunuz biliniyor. Bu tarz
isim yapmış ve kalitesiyle ün salmış bir bölümden mezun olduktan sonra
neden dansı tercih ettiniz?
Filiz Sızanlı:Mimarlık disiplininin bedenin
temsiliyetiyle kurduğu ilişki biçimi beni performans sanatının
dinamiklerine sürükledi. Bedende, bedenle tasarım, mekansal senaryolar
üzerine sorgulamalarım, mimarlık eğitimimin bir uzantısı olarak devam
etti.
Bahadir Şen: Mustafa Kaplan’la birçok çalışmanızda
berabersiniz,arkadaşlığınızın da kayda değer bir geçmişi mevcut.
Aranızdaki bu sağlıklı iletişim ve uyumun en önemli dayanak noktaları
sizce nelerdir?
Filiz Sızanlı: : Mustafa Kaplan’la yaklaşık 14 yıllık
karşılaşmamızda ortak bir dil oluşturma yönelimi kişisel yaratım
surecimizde bir destek noktası oluşturdu. İkili olma, ikilemler,
diğerini tamamlama örgüsü ortak islerimizin dayandığı unsurlar oldu.
.
Bahadır Şen: Görsel sanat kollarından biri olan dansın önemli
temsilcilerindensiniz. Size göre herkes dans edebilir mi? Dans
edebilmek için sahip olunması gereken özellikler nelerdir? Ve siz birer
dansçı olarak sahnede nasıl dansçılar görmek istersiniz?
Filiz Sızanlı:: Dansın terminolojisinden baktığımızda
bizi hareket ettiren dürtünün aslında herkesin kendi doğasında zaten var
olduğunu düşünüyorum. Dans disiplininde araştırdığım bedenin
organizasyonu hangi teknikle bütünleşiyor ya da baskılandırılıyor,
hareket analizleri nasıl durumlar açıyor ve bu bir tasarıma nasıl
yansıyor, dansçı gündelik olanla kurmaca durumların arasında nerede
duruyor. Beni heyecanlandıran dansçı ilüstratif olmayan, kendi
gerçekliğinde çok katmanlı bileşenlere açılma çabasında olandır.
Bahadır Şen: Dolap isimli çalışmanızda çıkış noktanızı
gerçekten çok merak ediyorum. Mustafa Kaplan’la birlikte buzdolabı
taşımak gibi sıradan bir eylemi sanat haline nasıl getirdiniz? Sadece
yaratıcı olmak bunun için yeterli mi?
Filiz Sızanlı:Dolap oyunun fikir babası Mustafa,
sanırım çıkış noktasından size bahseder. Ben kendi adıma, koreografik
süreçteki deneyimlerimden yola çıkarsam bir objenin hacimsel, kütlesel
olanaklarına bakmak dansta iş yapan bedenin tarifini açtı. Oyunu her
sergilediğimiz ülkede buzdolabını yeniden bulmak ve performanstaki
kullanımı için hazır hale getirmek bizi farklı kültürlerde yeni
karşılaşmalara yöneltti.
Bahadır Şen: Bireysel halkla ilişkiler adına ne tür
çalışmalar yapıyorsunuz? ..
Filiz Sızanlı:Sergilediğimiz projelerin kendi ilişki biçimini yaratması önemli, ayrıca halkla ilişkiler adına ortak çalışmalara açığız.
Bahadır Şen:: Kurumsal anlamda da TALDANS için yürüttüğünüz ya da yaptırdığınız herhangi bir halkla ilişkiler çalışması var mı?
Filiz Sızanlı:Maalesef pek yok.
Bahadır Şen: Web sitenizdeki takviminiz incelendiğinde
Türkiye’den çok yurt dışında performans sergilediğiniz anlaşılıyor.
Bunun sebebi ülkemizde ki sanat eğitiminin yok denecek kadar az olması
mı, yoksa bu durum sadece dans için mi geçerli?
Filiz Sızanlı: : Son yıllarda ivme kazanan dans
festivalleri ve organizasyonları (Idans,dans platformu, dans
kamera,Amber festivali) seyircinin çağdaş dansla karşılaşmalarını
çoğalttı. Surelilik ve yapıcı eleştiri üzerinde hala durulması gereken
noktalar. Ama Türkiye’de devletin desteğini şimdilik tam alamamış bir
disiplinin yurt dışındaki kadar görünür olmaması gerçeğinin bir an önce
değişmesini diliyorum.
.
Bahadır Şen: Sergilediği etkileyici performanslarla özellikle yurt dışında hatırı sayılır bir hayran kitlesine ulaşan Filiz Sızanlı, Mustafa Kaplan’la beraber çalışmalarına bütün hızıyla devam ediyor. Bu yoğun programının arasında bize zaman ayırdığı için kendisine çok teşekkür ediyor, sanatın ve sanatçının değerinin en kısa zamanda kendisinin istediği noktalara ulaşmasını diliyoruz.