Boğaziçi'nde "Çağdaş Sanat" Röportaj Dizisi, 2010

GÜNSELİ KATO (İstanbul,1956)

Duygu Zora ,Yediyepe üniversitesi PRP,duygulum_88@hotmail.com

 

Minyatur ve performans sanatçısı Günseli Kato ile Ihlamır Kasrındaki 'Cake House'cafede buluştuk.Ve resim serüvenini dinledim.Yeni yapıcağı kendi hayat hikayesini anlatıcağı performansını sabırsızlıkla bekliyorum.

 

Duygu Zora: Günseli Kato kimdir? Kendinizden bahseder misiniz?
Günseli Kato: Günseli Kato hayatı sanat olarak gören hayatın her bölümünde sanatını icra etmeye çalışan kendisine de mutluluk verdiği gibi etrafına huzur vermeye çalışan ışık yayan biri.Günseli Kato sadece resim yapmıyor, heykelde yapıyor. Kendi geçmişindeki tarihi el üstünde tutuyor.Mesela Topkapı Sarayı Müzesi derneği Başkanlığı yapıyor.Gelenekten hız almak geçmişten hız almak geleceği yakalamaktır diyor.Amaç gelecek çağı değil çağında ötesini nasıl yakalayacağım diye geçmişle geleceği birbirine temas ettirmek cağ ve cağın ötesini yakalamaktır. yüzü suyu hürmetine aydınlatılmaya yaşıyor Günseli Kato böle bir şey işte.

Duygu Zora:Türkiye’deki sanatçıya verilen değer nedir?
Günseli Kato:Herkesin bir misyonu vardır sanatçı olarak. Zaten sanatçıların misyonuyla dünya idare ediliyor bir yerde. Türkiye’de sanatçı dendiği zaman sinemacı, tiyatrocu ve şarkıcı geliyor akla .Hiç bir zaman plastik sanatlarla ilgili kişi akla gelmez.Hani beni gördükleri zaman şimdi herkes tanıyor fakat sanatçıyım dediğimde abla nerde şarkı söylüyorsun? Söyledikleri budur Türkiye’de imajı Türkiye’de şarkıcıdır .Bizim bunu kırmamız için plastik sanatlarla tasarımla uğraşan kişilerin gündeme daha çok gelmesi daha popüler olması söylemlerinde popüler bir yaklaşımla halka indirgenmesi lazım.Kendi kapıları arkasında yasıyorlar kendilerini göstermiyorlar. Uluslararası boyutlarda ortaya çıkıyorlar ama plastik sanat halkı ilgilendiren bir mevzuat değildir gibi gözüküyor.Plastik sanatlar eskiden kral için aristokrasi için sultana yapılmış olduğu için burjuva sınıfına hitap ediyor.21.yy da yapıldığı için artık bu kavramı değiştirmek gerektiğini biraz daha aşağıya çekme inancı içindeyim.

Duygu Zora:Resim yapmaya ilk ne zaman ,başladınız  ailenizin etkisi var mıydı?
Günseli Kato:Çocuklukta ilk yaptığım resimlerim hep aklımdadır.Annemde saklamıştır.Annem enformasyonu çok önemli etkisi çok büyüktür.Oyuncak yerine boya vermesi çok önemlidir.İlk resmim gelinliktir ve hala duruyor.Üç kız kardeştik biz beraber resim yapardı.Böyle bir showman havam çocukluğumdan  beri varmış.Annem hiç kızmazmış.Öz güven hikayesi çok önemlidir.İlkokul ve  ortaokulda da çok resim yaptım.Annem eski resim yapan Üsküdar Kız Sanat okulunda okumuş.Dikiş nakış,minyatür resim eğitimi,yemek kültürü öğrenmiş.Annemin o devirdeki resimlerini görseniz 1950-40 yıllar Atatürk sonrasına öylesine bir üslubu olan bir ülkeymiş ki.Ama bu anadolunun her yerinde böyleymiş ve bunlar vatanperver,milliyetçi,daha sonra dünya ne olduysa kasabalaştı.Herkes kendi şehrinde oturmuş olsaydı bu siyasilerin çok büyük zararı dokunmuştur. Velhasıl annemin bu konuda çok faydası olmuştur bize.Çok şanslıydık.

Duygu Zora:Resimdeki gelişiminizde Suheyl Ünver’in etkisini anlatabilir misiniz?
Günseli Kato:Liseyi Çamlıca lisesinde bitirdim.Lise iki’de yapı kredi bankası Galatasaray’da Prof. Dr. Süheyl Ünver’in mezar taşları ile ilgisi sergisi vardı.Bu 70’li yıllarda sergiler o kadar azdı ki Galeri Baraz ve Taksim Sanat yeni açılmıştı.Mezar taşları sergisine gittim.Türkiye’deki mezar taşları Türkiye’nin heykelidir.Süheyl hoca böle kendi ofisinde meraklı olanlara ders verirmiş.Ben sergiye gittikten sonra ders almak istiyorum diye ağladım.Hocanın dersine gittim.Üslubunu anlamak çok zordu.Geleneksel tarih sohbetleri,Hoca soru soruyor cevap veremiyordum.Kültürün o kadar az ki ben orda eğitildim.İki sene içersinde Kültür Bankasının görevlisi oldum.O sırada kültür bakanlığı kurslar açmaya başladı.Beni görevlendirdiler çünkü hoca yoktu.Birden bire büyüyorsun.Benim kimliğim ve kişilime çok şey katmıştır.

Duygu Zora:Japonya’ya gitme fikri nasıl ortaya çıktı?)
Günseli Kato:Selçuklunun bir fotoğrafında figüratif resimde Padişahın hayat hikayesi var zapt ettiği ülkelerin resmi var minyatür halinde.Bir sahnede Mohaç meydan savaşı ve minyatür nasıl anlamlı ve çağdaş olduğunu orda hissettim.Sonra Japonya’da zengin olduğu dönemlerde ordan talep alıp geleneksel sanatla uğraşan birini arıyorlardı bana geldiler.Onun kökeni Kimone geliyor aklıma Jopanya’dan sanatın ara verilmesi bir çok kağıt boya yapımını her şeyini unutmuş.O sırada Marmara’da eğitimime devam ediyordum.Mezun oldum ve burs geldi.Hiç düşünmeden kabul ettim.Büyük cesaret ve nasıl cesaret ettim bilemiyorum.Düşünsenize uçak bilmiyorsun dolana dolana gidiyorsun ,paran az,bursun yetmiyor.Japonya çok geride kimse ingilizce bilmiyor.Geleneksel bölümde eğitim almak istiyorum ve lisan bilmeden bunları halletmek çok zordu.Ders vermeye başladım bir yandan da para kazanmaya çalışıyorum.Ama çok inatçıyım koç burcuyum öle bir durumda da yok bir sene bile bana yetersizdi bursu iki seneye eklediler.

Duygu Zora:Takoi Kato hocanız ile nasıl tanıştınız ve Japon kültürü Türk kültürünü nasıl görüyorlar?
Günseli Kato:O hocalarım sayesinde kendi seramik hocam Takoi Kato ile tanıştım.Japon kültürü anlamak için bir ömür vermek istesen de anlayamazsın hem nefret ediyorum hem de çok aşığım böle bir tezatla yaşamak nasıl bir şey.Sana kültürlerine hayranım velhasıl Japonya’dan sonra seramik hocam İslam seramik Selçuklu Seramik uzmanı olan hocama aşık oldum.İran’daki bütün kazıları yapmış.Bütün koleksiyonu toplamış Şah zamanında koleksiyonu görseniz.Sonra onun atölyesinde çalışmaya başladım.Daha sonra oğlu bana aşık oldu evlendik hem sanatımı yapıyordum hem  kayın pederime yakınlığım Osmanlı geliniyim diye seviyorlardı beni.Türkiye’ye masal dünyası olarak görüyorlar.Oryantalizm falan hikayesi çok enteresan geliyor.On iki sene hem çalıştım hem öğrendim.

Duygu Zora:Japonya Güzel Sanatlar akademisinin girmenizde  baya çaba sarfettiniz bunu nasıl başardınız?
Günseli Kato:Kapıdan kovarsa bacadan girersin ,ağlarsın,zırlarsın ama kendine güveniyorsan dolu olman lazım kim olduğunu anlatman lazım buda bir iletişim.

Duygu Zora:Şu anda nerelerde görev yapıyorsunuz?
Günseli Kato:Ankara’da ilişkilerim var.Topkapı sarayında görevli olduğum için Ankara’ya gidip geliyorum.Bahçeşehir’de Üniversitesinde hocalık yapıyorum.Çocuklarla sanatların ağacı kitaplarına bakıyoruz ,sergileri geziyoruz.Çay içiyoruz .Ve atölyemde çalışmalarıma devam ediyorum.

Duygu Zora:Eserlerinize ve sergilerinize ‘Fatma’nın Şifalı Eli, ‘Mısır’ın Yaşam Anahtarı’,’Kem Göze karı Yine Göz’ Gibi böle mistik kavram neden kullanıyorsunuz?
Günseli Kato:Su diye girdiğim çünkü su temizliktir.Türkiye’de çok fazla ritüeller var inançları şaman kültüründen de gelen uyku taşları ,delik taşları,İslamiyet birçok kültürle geliştirdim.Her şeyi suyla temizlenir diye adaklarla ilgili olarak böyle sergiler hazırladım.Suyun kato halini yaptım tabi her şeye performans ekliyorum.En son Şangay’a gittim hayatımın ağacı diye kendimin yüzünün kalıbını çıkardım Şangay’a götürdüm.Kendi yüzümün üzerine minyatürler yaptım otuz parça koydum.

Duygu Zora:Şu anda yeni planladığınız bir serginiz var mı ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?
Günseli Kato:Mayıs da minyatürden yolla çıkarak kendi hikayemi yazacağım.Tual üzerine yapacağım.Bir hikayeyi Alis harikalar dünyasından yola çıkarak Gallery J art yapacağım.Tual üzerine değil minyatürde hayvanlar,insanlar,dağlar,denizler bir yükleme yapacağım.Her bir objeyi dedikte ederek duvara monte edeceğim.Tablo değil de ağaçsa bir orman yapacağım belki duvarlara da resimleri yapabilirim.iki-üç metrelik bir platform da sergileyeceğim.Minyatürler yapıyorum çok sıklıkta.Mesela su Hz.Muhammed’i uçuran at yapıyorum.Mitoloji dünyasında yaşarmış gibi hoş bir şey olacak.Japonya’dan ipek yolu üzerinden de Taksim Masuresi sekiz metre performans yaptım.

Duygu Zora:Genellikle eserlerinizde ışığın rengini kullanmanızın sebebi nedir?
Günseli Kato:Altınsız hiçbir şey düşünemiyorum.Altın en mütevazi renk tanrının rengi doğuşun rengi.Altınsız bir resim yapamıyorum.Mutsuz olurum eğer kullanmasam gümüş yada altın kullanmam lazım muhakkak.

Duygu Zora:Genelde sergiler İstanbul ve Ankara çevresinde yapılıyor.Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?Bu konuda kimler neler yapmalı?
Günseli Kato:Ankara’da yapıldığı yok. Yazlıklarda yapılıyor zaman zaman Bodrum’da ama hep amatör yapılıyor.Hükümetin şehri olduktan sonra operada büyük olaylar yapıldı sadece.Halka ne götürürsen alır çaba lazım mesela.İzmir’de hele hiç bir şey yok köylü bir şehir.Belediyenin özel kurumları da hatalıdır.Sanata verdikleri değeri kötü.Tamamen ideolojisine  bağlı çağdaş insanlarız biz kimlik sorununu çözümlemeye çalışsan Çağdaş sanat nereye gidiyor?


Duygu Zora: Çok teşekkür ederim bizimle bu değerli vaktinizi ve bilgilendirici konuşmalarınızdan ötürü
Günseli Kato:Ben teşekkür ederim.Hayata atılın yolun basında olursunuz iyi düşünüp iyiyi çekelim.Çakralar da elimizde.Sağ olun.