Boğaziçi'nde "Çağdaş Sanat" Röportaj Dizisi, 2010

Hale Tenger  (İzmir, 1960)

Riella Morhayim, Boğaziçi Üniversitesi, Felsefe, mailriella@gmail.com

 

Riella Morhayim: Hale Tenger’i tanıtabilir misiniz?

Hale Tenger: Sanatçı yönümden bahsedecek olursak: Güzel Sanatlar Akademisini Seramik bölümünü bitirdim. Mezun olur olmaz 1990 yılında ilk sergim oldu ve Sonrasında da arka arkaya sergiler yaptım. O tarihten beri sürekli çalışıyorum diyebilirim. İngiltere’de seramik üzerine mastır yaptım. İngiltere’ deki mastırdan sonra seramikle bağım tamamen koptu ve seramikle çalışmadım. Çünkü malzeme yelpazem çok genişledi.  Ayrıca teknik öğrendim, bronz döküm öğrendim, kaynak yapmayı öğrendim. Heykele doğru yönlendiğim ve heykel tekniklerini öğrendiğim bir yıl oldu. Ondan sonra da içimden geldiği gibi ne istiyorsam onu yaptım. Kendime hiçbir zaman herhangi bir tarafa yönlendirmeliyim demedim, hiç de hoşlanmam o tür yaklaşımlardan.

Riella Morhayim: Sizin sanatla bağınız nasıl gelişti?

Hale Tenger: Akademiden önce Boğaziçi Üniversitesinde Bilgisayar Programcılığı okudum. Üniversite sınavlarında tercihlerimi sportoto gibi doldurduğum için bilgisayarı kazandım ama akademiyi kazanamadım. Ayrıca Akademiyi kazanmak isteyen öğrencilerin kurslara gidip çizim teknikleri öğrenmeleri gerektiğini de bilmiyordum. Bilgisayar programcılığını okurken ailem bu iki  sene sık dişini sonra seni destekleyeceğiz dedikleri için dayandım ve iki  sene okudum. Ondan sonra bir ay kursa gittim, ardından da akademiye girdim. Aslında sanatla bağım vardı ama bilinçsizdi, çevreden destek görmedim diyebilirim. Ailede yatkınlığım konuşuluyordu.Fakat  Erken yaşta resim dersi almak gibi bir yönlendirilmem de olmadı. Ama içimde arzu olarak hep vardı.

Riella Morhayim: Sizin için sanat, resim, heykel ne ifade ediyor?

Hale Tenger:Hem çok kolay hem de çok zor bir soru. Bu çok kapsamlı bir soru. Bir eserin ne ifade ettiği ya da nasıl ifade edildiği çok değişken bir şeydir. Hatta sürekli de değişir, insanın gününe göre, hislerine, düşüncelerine ve yaşadıklarından etkilenir. Ayrıca kişiden kişi ye de değişir.

Riella Morhayim: Sanat, sanatçıya bağlı bir ürün olarak sanatçının kişiliğinden ve orijinalliğinden etkilenir, peki sizce sanat nedir?

Hale Tenger: Öncelikle bir insan senelerini verip ortaya bir şey koyuyorsa, yaptığı şey sanattır, siz onu ister beğenin; ister beğenmeyin. O ayrı bir şey, oturup da hiç kimse bu sanattır bu sanat değildir diyemez. O yirmi sene oturmuş bir tuvalin başına resim yapıyor ve genelde beğenilen bir sanatçı değil diyelim, şimdi o sanat değildir diyemezsiniz. İyi sanat, kötü sanat var tabii ki dünyanın her tarafında. Bence önemli olan heyecanlandırmak! İnsanın heyecan duymasıyla ilgili bir şey.

Riella Morhayim: Peki siz bir eseri değerlendirilirken, güzellik kriteri olarak neyi göz önünde bulunduruyorsunuz?

Hale Tenger: Ben hiçbir zaman güzel sanat demek istemem, benim bakış açımdan önemli olan güzellik değil. Tabii ki herkesin bir takım kriterleri oluyor. O noktada bir eserin estetik beklentileri benim kriterlerimin altına düştüğünde etkileyici bulmuyorum. Ama bunu başka insanlar etkileyici bulabilir. Bu kişiden kişiye değişebilecek bir şey.

Riella Morhayim:  Sanat üretiminiz hep bir proje altında mı gerçekleşiyor yoksa bireysel işler de çıkartıyor musunuz?

Hale Tenger:Her ikisi de diyebilirim. Bireysel işlerin keyfi tabii ki bir başka oluyor ama onun dışında benim için önemli olan bir şeyler ortaya çıkartmak olduğu için hiç fark etmiyor. Fakat proje, grup sergisi dendiği anda bazı kişilerde hatalı bir bakış açısı oluyor. Panellerde de sanatçılara gelen bir sorudur bu: işte siz projelerinizi  tek başınıza nasıl yapıyorsunuz? Bildiğiniz gibi, şu son dönemlerde sergilerde ille de bir konu bulma modası var ya bazen grup sergilerinde de ille isim takma ve belli bir konsept altında toplanma isteği var. Bu noktada bir sanatçıya ödev verilmiş gibi sergilere hazırlandığını düşünmek çok yanlış, hatta sonra gelip de sen kendi kendine ne yapıyorsun, nasıl çalışıyorsun demek de baştan yanlış. Zaten sanatçı kendi kendine yapıyor o işi, ister domates patlıcan olsun konu isterse felsefe olsun ortaya çıkan eser çok bireyseldir. Zaten bir sanatçı bir konuyla ilgiliyse ve konu aklına yatıyor demektir ki işte o zaman o yöne yönlenip bir şeyler ortaya çıkarır.

Riella Morhayim: Siz sanatta ve genel yaşamda insanın bireysel duygularına; güç ya da güçsüzlük, umut ya da umutsuzluk, gerilimler, sabır, çaresizlik, sıkışmışlık, bunalım gibi hallerine seslenmenin önemini nasıl yorumluyorsunuz?

Hale Tenger: Vasıf Fortun’ la söyleşinin olduğu bir kitap var, 96 tarihli Görevimiz Tehlike diye orda da söylediğim bir şey bu benim Artık pek kopyası kalmadı o kitabın pek ama Platformda ya da galeri Nev de okumak için kopyası oluyor. O dönemlerde kendimde zor ayakta duruyordum ve hakikaten zor ayakta duran heykeller yapıyordum. Böyle sonradan fark etmiştim; o daha çok başıydı kariyerimin. Zaten sonrasında ben kendim psikanalize girdim, beş sene bir psikanaliz yaptım vesaire. Neyi niye yaptığımı gayet iyi biliyorum, bilerek yapıyorum. Başka bir bilinç düzeyine geçiyor insan. Artık neyi neden yaptığımı daha belirgin bir farkındalıkla yapıyorum.

Bir şey ortaya çıkarmak her zaman çok keyifli oluyor, ama bu herhangi bir şey olabilir: bir bitkiyi ekip büyütmek de toprakla uğraşmak da öyle. Yaratmak oluyor sonuçta, bir şeyleri ortaya çıkartmak her zaman çok keyifli. Yaratıcığın o kadar çok şekli var ki aslında, insan ilişkilerine yaratıcılık olarak bakılabilir yani öğretildiği şekilde değil de insan kafasını yaratıcılık anlamında kullanarak çevresindeki ilişkilere bakmalı. Demek istediğim bir şeyi ortaya çıkarmak,  büyütmek;  bitki olsun, insan olsun, eser olsun bunlar keyif verici şeyler.

Riella Morhayim:  Bir sanat projesinin ya da sergisinin altında Hale Tenger imzasını görmek sizce karşı tarafta nasıl bir izlenim uyandırmalı?

Hale Tenger:Genellemelerden kaçınmayı tercih ederim, benim imzamın hiçbir izlenimi yok bence. Yani ben sadece işimi yapıyorum. Keyif olarak ve ortaya bir şeyler çıkararak sadece işimi yapmaya çalışıyorum. Obsesif bir insanım; kafamdaki şeyin ortaya çıkması çok önemli olduğu için de noktasından virgülüne kadar dikkat ederim. Titizlikle ve detaylı çalışan biriyim. Artık ben kafamdakini ortaya çıkardıktan sonra top karşıda oluyor.
Bir insanın tabi ki yaptığı işin pozitif geri dönüşümünü alması her zaman hoşuna gidiyor. Sonuçta mühim olan insanın yaptığı işi severek kendi yapması ve ondan keyif alması, o çok önemli.

Riella Morhayim:  Sizce sanat ile tedavi ve  iyileşme ya da kişisel gelişim mümkün müdür?

Hale Tenger: Evet tabii ki. Zaten bu konu üstünde çok çalışan kişi var, son dönem de etkileri ve sonuçları da ispatlanmış durumda. Sanatı bir yöntem olarak kullanarak kişiler iyileşiyor, sosyalleşiyor ve bir takım problemlerini çözüyor. Ayrıca bir sanatçı da bir eser ortaya çıkartırken, bir şeyler yaratırken, tüketim yerine üretim yaptığı anda kendiden de pozitif yönde değişim hisseder. Bu benim kendim de deneyimlediğim bir konu, çalışırken rahatladığım ve zihnimi boşalttığımı söyleyebilirim.

Riella Morhayim: Genel olarak eselerinizde, sosyal, politik, felsefi meseleleri ve toplumu, konu alıyorsunuz, buna dayanarak sizin sanatınızı felsefi sanat ya da politik sanat olarak değerlendirebilir miyiz?

Hale Tenger: Tabii ki her sanatçı yaşadığı dönemden ve o dönemdeki politik- siyasi olaylardan etkilenir. Bu etkilerde doğal olarak eserlerine yansır. Bende hiçbir zaman kendime şu konuyu ele alacağım ya da almalıyım demiyorum, içimden geldiği şekilde çalışıyorum. O zaman işte bir yandan kafamda olan genel sorgulamalar bir yandan toplumu ilgilendiren meseleler yaptığım işin içine giriyor. Ama bu ister istemez oluyor, tamamen kendiliğinden oluşan, doğal bir şey. Açıkçası yaptığım işler için şu sanat, bu sanat demekten pek hoşlanmıyorum, genellemeler altında görülmekten mümkün olduğunca kaçmaktan yanayım ama ille de gerekiyorsa diyebilirsiniz.