Contemporary Art @ Boğaziçi - Interview Project, 
Karl Sims (USA, 1985)
Translator: Fatma Er, fatmaer216@gmail.com
Kendisini dijital medya sanatçısı,  bilgisayar grafik araştırma bilimcisi ve yazılım girişimcisi olarak tanımlayan GenArts’ın kurucusu Karl Sims 1984 yılından beri MIT’s laboratuvarlarında çalışmaktadır. Bilgisayar animasyonlarında, interaktif çalışmalarda ve teknik çizimlerde ünlü çalışmaları ve ödülleri vardır. En ünlü çalışmaları olarak  Evrimleşmiş Sanal Yaratıklar, Liquid Selves ve Primordial Dans zikredilebilir.
Bu röportajımda bu çalışmalarının üzerinde durdum, aynı zamanda onun hoş tutumu bu röportajı yapmamda teşvik edici bir etkiye sahip oldu. Mr. Sims ile online yaptığım bu röportajda kendisinin Yeni Medya Sanatı hakkındaki düşüncelerini ve  sanat eserleri hakkında daha detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.
Emine Nur Eren: GenArts’ın kurucusunuz ve interaktif çalışmalar, bilgisayar animasyonları ve teknik çizimler ile ilgili pek çok çalışmanız var. Çalışmalarınızı şekillendirmek için birçok araç kullanıyor olmalısınız, buradan hareketle Yeni Medya Sanatını nasıl tanımlarsınız ve kendinizi Yeni Medya Sanatçısı olarak kabul ediyor musunuz?
Karl Sims : Görüntülerin oluşturulmasında ve işlenmesinde yardımcı olacak yazılım aygıtları yarattım, aynı zamanda bu araçları animasyonları yaratmada ve interaktif sanat sergilerinde kullandım. Bu yüzden evet, Yeni Medya Sanatçısı olduğumu düşünüyorum.
Emine Nur Eren : Teknik çizim projeleriniz hakkında biraz daha bilgi verebilir misiniz? Bu çalışmalar nasıl ortaya çıkıyor? Onların arkasındaki temel düşünce neydi? Sonrasında  yeni bir proje olacak mı?
Karl Sims : Teknik çizimlerim SIGGRAPH ta ve diğer dergilerde yayınlanıyor ve birçok değişik projenin ayrıntılarını veriyor. Teknik ayrıntıları sağlama düşüncesi bilgisayar grafik toplumundaki diğer insanlara yardımcı olacaktır diye umut ediyorum.
Emine Nur Eren : Sanatçı kişiliğinizin yanında aynı zamanda bilim adamısınız. Bu iki misyonu bir arada nasıl taşıyorsunuz? Yaşamınızda hangisi daha öncelikli konuma sahip? Bilim mi sanat mı? Sebebi nedir?
Karl Sims : İkisi de benim için önemli, birini diğerine tercih etmiyorum. Sanatçılara yardımcı olacak teknik araçlar üretmekten hoşlanıyorum.
Emine Nur Eren : 1984 te Evrimleşmiş Sanal Yaratıklar ile Darvinci Teori’yi  bilgisayar üzerinde grafiksel canlılarla test ettiniz ve onlara bazı misyonlar yüklediniz. Bu projenin altında yatan temel düşünceyi açıklayabilir misiniz?
Karl Sims : Bu proje araştırması canlıların sanal yapıda Darvinci evrime benzer şekilde oluşturuldu. Bir süper bilgisayar aracılığıyla yüzlerce canlı popülasyonu oluşturuldu ve verilen görevlerle canlıların yetenekleri test edildi. Örneğin, yüzme yetisi sulu bir ortamda test edildi. Yeni bir popülasyon için hayatta kalmada en başarılı olanlar ve büyümeleri için gerekli olan kodları ve komutları içeren sanal genler kopyalandı, birleştirildi ve son olarak döl etmek için dönüştürüldü. Yeni canlılar test edildi ve ebeveynlerinde yeni gelişmeler olduğu gözlendi. Bu çeşitlilik ve seçim döngüsü devam ettiği sürece çok daha başarılı yetilere sahip olan canlılar ortaya çıkabilir.
Emine Nur Eren: Peki bunlar gerçek dünyadaki canlı oluşumuyla karşılaştırıldığında bunun sonuçlarını açıklayabilir misiniz?
Karl Sims: Elbette, gerçek dünya evrimiyle karşılaştırıldığında sonuçlar çok basit. Dünya fizik ve oldukça basit objelerle sınırlı ve genetik dil sınırlı olup bu yapılardan oluşturulmuş canlılara özgüdür. Ancak bu simulasyon deneyim ve ilginç sonuçlar elde etmek için pratik olduğundan gerçek dünyadaki oluşuma göre daha hızlı hayata geçirilebilir.
Emine Nur Eren: Bir dijital medya sanatçısı olarak, bilgisayar grafikleri araştırmacı kimliğinizle “Bilgisayar Grafikleri için Yapay Evrim” çalışmanızda 2D görüntülerini oluşturmak için genetik algoritmalardan bahsettiniz ve biz bu çalışmanın nasıl işlediğini Primordial Dans çalışmanızda görmekteyiz. Bu süreci daha detaylı açıklar mısınız?
Karl Sims: Bu sonuçlar yapay evrimin interaktif gelişiminden faydalanılarak elde edildi. Sanatçının ve bilgisayarın birlikteliğiyle görüntüler oluşturulur, aksi takdirde tek başına kolayca yapılabilecek bir durum söz konusu değildir. Bilgisayar deneysel soyut resimlerin koleksiyonunu oluşturur ve görüntüler. Sanatçı görüntülerin yeni bir koleksiyonunu yapmak için en estetik ve ilginç görüntüleri  ve bunların hayatta kalmayı başaran en iyi türlerini seçer. Hayatta kalan yapay genler ya da onların benzerleri kopyalanır, mutasyona uğratılır ve yeni dölden görüntüler oluşturmak için bilgisayar tarafından eşleştirilir. Bu seçim ve değişim süreci tekrarlanır ve her döngüde daha karmaşık ve ilginç sonuçlar ortaya çıkabilir. Son olarak, bu döngü gelişmiş görüntüler arasında “genetik interpolasyonlar” sergilenerek oluşturulur.
Emine Nur Eren: Bilgisayar grafikleri içine genetik algoritmaları kullanarak bir değişime öncülük ettiniz. Bu fikir nasıl gelişti?
Karl Sims: Sanal bitkilerin, görüntülerin ve canlıların oluşturulmasıyla ilgileniyordum ve bunların elle tasarımı daha ilginç olur gibi göründü.
Emine Nur Eren: Liquid Selves adıyla bilinen başka bir projenizde benzer bir kaynak kullandığınızı biliyoruz. Onun hikayesi nedir?
Karl Sims: Bu parça bizim sanal ve fiziksel yönlerimizin yaklaşmakta olan mücadelesini tasvir eder. Ve bu mücadelede teknoloji sanal boyutta var olma yeteneğimizi artırdığı için, fiziksel vücutlarımızı geride bırakırız. Bu tekniklerin tümü bu animasyonu üretmek için kullanıldı. Parçalı düzenler çeşitli görüntülerin yeniden oluşturulması ve parçalara ayrılması için kullanıldı. Yapay evrim ve 3D parametrik şekillerin interpolasyonu sıradışı yüzey değişimlerinin oluşmasına olanak sağladı. Morfing teknikleri yüzler ve çeşitli görüntüler arasında kompozisyon tekniklerinin kullanıldığı gelişmelerle sorunsuz değişimler elde edilmesini sağladı.
Emine Nur Eren: Hangi projenizde en fazla şaşırıp hiç aklınıza gelmeyen sonuçlarla karşılaştınız?
Karl Sims: Yapay evrim düşündüğümün ötesinde ortaya çıkan sonuçlar bakımından harikaydı ve tümü bu evrim içinde başarılı oldu. En şaşırtıcılarından biri canlılar bulunduğunda, fizik simülatörü içinde kullanılan virüslerin tamamen gerçekçi olmayan hızlarda kendilerini ileriye doğru itmeleri olsa gerek.
Emine Nur Eren: Sanat eserlerinin mesaj vermesi hakkında ne düşünüyorsunuz? Mesaj vermek istediğiniz herhangi bir çalışmanız var mı?
Karl Sims: Muhtemelen projelerimin çoğunda mesaj doğanın, düşüncelerin, sanatın ve simülasyonun içinde rastlantısal varyasyon ve seçim gücü için bir saygı olurdu.
Emine Nur Eren: Sizi yakın bir zamanda Türkiye’de görmek mümkün olacak mı?
Karl Sims: Hayır, şuanki planlarımda yok, fakat belki bir gün...