Stelarc (Stelios Arcadiou, Limassol, 1946)

Diğdem Demirel (BU) & Özlem Şencan (BU, Industrial Engineering), digdemdemirel@yahoo.com, ozlemsencan87@hotmail.com
Stelarc’ ın çalışmaları insan vücudunun kapasitelerini geliştirmeye odaklanır. İnsan vücudunun sınırsız olduğunu düşünür ve çalışmalarını buna dayanarak yaratı. Modern teknolojiyi kendi vücuduyla etkileştirmeye çalışır. Vücudu, onun performanslarının temeli ve çıkış noktasıdır. Çoğu zaman, vücudunun sınırlarını zorlamaya çalışır. Çoğu zaman kendini et kancasına asar. Robotik üçüncü kol performansı vardır. Bunu yaparak, insan vücudunun önünde sonunda parçalanacağı ve yok olacağı inanışına isyan eder.
Şencan & Demirel: Sanat hayatınızı bir çok parçaya bölüyor musunuz? Yani bunlar sanat eserlerinizi yaptığınız ilk zamanlar ve daha sonraları yaptıklarınız gibi. Hangi sanat eserleriniz bu geçişi görmemize olanak sağlıyor? Sizin sanatınızı bir döneminizden diğer döneminize geçiren temel etkiler nelerdir?
Stelarc: Performans yapmaya okuldayken kötü bir ressam olduğumu fark ettiğimde başladım. Yaptığım ilk sanat eserleri gözlükler ve kasklardı ki bunlar çift göz mercekli algımızı değiştiren cinstendi. Ben  insan vücudunun iç kısmını ( ciğerler, karın ve bağırsaklar) filme aldım. 1973-1975 yılları arasındaydı.’Üçüncü el’ projesi ilk asılma performansından bir yıl önce başlar. Yani fiziksel olarak zor performanslar teknoloji kullandığım eserlerimden önce gelmedi. Her zaman biyolojik ve makinesel şeyler arasında gidip gelen bir ilgi vardır bu da görsel olanı ortaya çıkarır. Yani bir çeşit performanstan diğerine geçiş yoktur. Onun yerine vücudun fiziksel parametreleri ve teknolojik artış arasında gidip gelen bir ilgi vardır.

Şencan & Demirel: İnsanlar sizin asılma performanslarınızı gördükleri zaman, Hindu ya da Hint rituellerini anımsıyorlar. Bu tür rituellerde hiç bulundunuz mu?
Stelarc: Hayır, hiç Hindu ya da Hintli rituelinde bulunmadım. Aslında, Hindistan’da ya da Asya’nın başka bir bölgesinde de -bu tür rituellerin yapıldığı- bulunmadım. Fakat,  piercinglerle ilgili bir kitap gördüm. Performanslar, vücudu heykelimsi bir obje olarak görür, evrimleşebilen bir obje olarak. Performansların Şamanistik ya da ruhsal niyetleri yoktur.
Şencan & Demirel: Performanslarınız için vücudunuzu katı bir disiplinle eğitiyor musunuz?
Stelarc: Hayır, vücudumu hiç eğitmedim, özellikle deperformanslarımiçin. Genelde formdaydım. Asılma performanslarını gerçekleştirebilmek için özel teknikler yoktu.Sadece zamanda asılmanız gerektiğini, bu eylemin yapılması gerektiğini fark ettiğiniz bir nokta olur.
Şencan & Demirel: Her zaman vücudu geliştirmek, kapasitesini artırmak için mi uğraşıyordunuz?
Stelarc: Aslında çok fazla ‘geliştirmek’ değil de ‘alternatif’ anatomik yapılar keşfetmek olarak düşünülmeli. Projeler sadece öjenik- kalıtsal ırkın özelliklerini geliştirmek ve değiştirmekle ilgili- değil, daha çok vücudun evrimsel yapısının yetersiz olduğunu fark etmek. Özellikle de şimdi vücut karışık gerçekliklerde performans gösterirken, biyolojikten makinistik ve gerçeğe saparken…
Şencan & Demirel: Her zaman vücudunuzla çalışıyorsunuz. Vücudunuz sizin kendinizi sunuş şekliniz. Hem sanatçı hem de sanat eseriyken nasıl hissediyorsunuz?
Stelarc: Vücudum hem deneyim hem de ifadenin uygun sunuş şekli oldu. Fikirlerle oynamak yeterli değildi, bunu yerine bu fikirleri fiziksel olarak gerçekleştirmek gerekiyordu. Bu da performansı tecrübe ederek ve ne olduğunu açık seçik belirterek olurdu. Atletleri, dansçıları ve şarkıcıları; vücutlarını kendilerini ifade etme şekli olarak kullanırlar diye kıskanırdım.
Şencan & Demirel: Size göre bir insan iki kolo ve iki bacağıyla burada oturan bir varlık değil, peki bunun arkasında ne var?
Stelarc: İnsan, bu vücut, fakat algıyı geliştiren, sosyal çevreler oluşturan, kendilerine özgü kültürlerle bezenmiş, zamanın bu anında kendi evriminde ve tarihinde olandır.
Şencan & Demirel: Asılma olayları gerçekleşirken, vücudunuzda acı hissettiniz mi?
Stelarc: Evet, asılma performanslarını gerçekleştirmek, fiziksel olarak zordu. Bunları gerçekleştirirken, ilaç ya da anestezi kullanmamaya karar verdim. O yüzden, ne kadar acı verici olabileceğini tahmin edebilirsiniz.
Şencan & Demirel: ‘Üçüncü el’ fikri nasıl aklınız geldi?
Stelarc: Vücudun fiziksel parametrelerini keşfettikten sonra, vücuduteknolojiyle nasıl geliştirebileceğimi düşünmeye başladım. Teknoloji, başarıyla ilgili. Onun yerini alacak protezleri düşünmedim, protezle artırmayı düşündüm. Üçüncü el, benim karın ve bacak kaslarımdan gelen sinyallerle ortaya çıktı.
Şencan & Demirel: Siz sürekli insan vücudunu yeniden dizayn etmekle ilgili konuşuyorsunuz. Nasıl yeniden dizayn edilmeliydi?
Stelarc: Sanatçı, cevaplardan çok, sorular üretir. Bütün bu projeler ve performanslar, deneysel olarak vücudun makinesel ve görsel olarak nasıl olacağını araştırmak içindi. Vücut, üçüncü elle, geliştirilmiş kolla, bir karın heykeliyle, dış iskeletle, prostetik kafayla ve şimdi de cerrahi yapılandırmayla ve bu kolda gelişen extra kulak kök hücresiyle, yeniden yapılandırılıyor.
Sonuç olarak, Stelarc bize karşı çok nazikti. E-maillerimizi kısa sürede cevapladı ve ropörtaj talebimizi hemen kabul etti. Vücudunu bir sanat eseri olarak kullanmasından çok etkilendik, bir heykel olarak kullanmasından. Bu yüzden sorularımızda ‘vücudunu, bir sanat eseri olarak kullanmasına’ odaklandık. O gerçekten de bir new media sanatçısıydı, çünkü teknolojinin bir gün insan vücudunu fethedeceğine inanıyordu.
Performans sanatçısı ya da onun vücudu hakkında konuşurken, kaçınılmaz olarak ve hemen bir isim daha aklıma geldi. O, Orlan’ dı. Ona Stelarc’ ın kadın versiyonu diyoruz. Çünkü ilk olarak onlar, geleneksel güzellik fikrine karşıydılar. Stelarc, yakışıklı değil ve seksi bir vücudu yok. Bunun üzerine, fit, seksi ya da yakışıklı olmaya çalışmak yerine, vücudunu bir malzeme olarak kullanıyor. Orlan da güzelliğin klasik fikrine karşı. Silikonu güzel olmak için değil, daha da çirkinleşmek için kullanıyor.
İkinci olarak, bu iki sanatçı da çok benzer, çünkü ikisi de Sanatın 101 Açıklaması’ndan ikisini paylaşıyorlar. Bu açıklamalar: sanatın riskli oluşu ve kendini cezalandırması. İkisi de bunu cezalandırılma olarak görmese de izleyiciler ve sanat severler bunu acı verici bir kendini cezalandırma olarak görüyorlar.Bu sanat için yapılsa bile, vücudu asmak ya da narkozsuz estetik ameliyat olmak hala büyüleyici, anlaması ve inanması kolay olmayan olaylar, bize göre.Bu ropörtajın sayesinde, Stelarc’ı daha iyi anlamaya çalıştık.