Boğaziçi'nde "Çağdaş Sanat" Röportaj Dizisi, 2010

Şükran Moral

Ülkü Tükenmez, B.U. ulkutukenmez@gmail.com

Şükran Moral, bir Karadeniz kasabası olan Terme’de doğmuş ve eğitimine A.Ü. Eğitim Bilimleri Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü’nde devam etmiş. Sonra buradan Roma’ya gidip Roma Güzel Sanatlar Akademisi’ni bitiren sanatçı 1994’ten beri performans, video ve enstalasyon çalışmalarıyla bir çok kişisel sergi gerçekleştirmektedir. Kendisiyle ve sanatıyla ilgili ipuçlarını bu röportajla çağdaş sanat takipçilerine veriyor.

Ülkü Tükenmez: Sanat eğitimi almanızdan dolayı aileniz ve çevrenizden iyi veya kötü nasıl tepkiler aldınız? Sanat çevresinden sizi destekleyenler oldu mu?

Şükran Moral: İlk kez imzamı gazetelerde gören ailem çok şaşırmış ve sevinmişlerdi. Sanat çevresinden her işimde değişik yanıtlar aldım.

Ülkü Tükenmez: Yanılmıyorsam sanatı işlevsel bir obje olarak görüyorsunuz. Sizce sanatın işlevi, meseleleri nelerdir?

Şükran Moral: Sanat bir obje olmanın dışında, benim için kişileri sarsabilmek, etkilemek, onların ruhuna girmek, uykularından uyandırmak. Sanatın tek işlevi yoktur diye düşünüyorum.

Ülkü Tükenmez: Sanatınızı bir “karşı duruş” olarak nitelendirilebilir miyiz? Öyleyse, çalışmalarınızda cinsiyet, şiddet, baskı ve acıya dair izlekler var, neye veya nelere karşısınız?

Şükran Moral: Sanatımı bir karşı duruş olarak nitelemeni sevdim. Kadına karşı yapılan baskı ama aynı zamanda eşcinsellere, travesti ve translara yapılan ayrımcılık, toplumun yarası olan marjinallere yapılan baskılara bir kalkan diyebiliriz.

Ülkü Tükenmez: Çalışmalarınızda bu konuların öne çıkmasının nedenleri nedir? Kendi geçmişiniz ve yaşadıklarınızla bir bağı var mı, yoksa sadece gözlemlerinize, toplumun yapısına ve görüşlerine dayanarak mı bu konulara eğiliyorsunuz?

Şükran Moral: Kendi yaşadığım çevrenin de etkisi büyük, yaşadığım dönem, unutma 12 Eylül’den geçen bir kuşağa aidim, idealizmin en doruk noktasıydı o yıllar ama kişisel formasyonumun da etkisi büyük.

Ülkü Tükenmez: Sanatçı olma yolunda ve sanatınızı icra ederken ve Roma’da henüz eğitiminizi alırken, sınır dışı edilmeniz, Türkiye’de bazı çalışmalarınızın “koruma” kanunlarıyla yaptırımlara uğraması sizi olumsuz olarak etkilememiş, aksine yaratıcılığınıza ve sanatınıza artıları olmuş. Bunu işlerinizden sezdiğim asi ve cesur karakterinizle mi, ne ile açıklarsınız?

Şükran Moral: Asi bir yanım olduğu doğru. Hayatta başıma gelen her olumsuz olayı olumluya çevirebilmek için sanatın sınırsız olanaklarından faydalandım.

Ülkü Tükenmez: Yurtdışında yaşıyor olmanızın eserlerinize ne gibi etkileri oluyor? Memleket özlemini dile getirdiğiniz “Bülbül” çalışmanızı ortaya koyarken, bülbülün kullanımıyla bağlantılı olarak, esinlendiğiniz bir şeyler var mı?

Şükran Moral: Yurtdışında yaşıyor olmam bana kültürel ve insanca bir zenginlik kattı. Eğer aynı yerde kalsaydım asla aynı Şükran olamazdım. Memleketimden uzakta olmak aynı zamanda beni hasta etmişti o nedenle de “Bülbül” performansımı yapmıştım. Kendimi kafeste hissettiğim yıllardı.

Ülkü Tükenmez: Kendinizi feminist olarak nitelendirdiğinizi okudum bir söyleşinizde, bir başka feminist sanatçı olan ve işlerinde sizin gibi kendisini de kullanan, erkek görünümüne girdiği fotoğrafıyla özellikle öne çıkan Cindy Sherman’ın çalışmalarını nasıl değerlendirirsiniz?

Şükran Moral: Beğenirim, ama stüdyo sanatçılarına fazla tutkun değilim.

Ülkü Tükenmez: Bir jinekolog masası bulunan Speculum&Obitorio adlı çalışmanız nasıl ortaya çıktı? Diğer çalışmalarınızda olduğu gibi çok çarpıcı bir görüntü olması dolayısıyla bunlardan rahatsız olabilecek bazı kesimlerden herhangi bir tepki aldınız mı?

Şükran Moral: Jinekoloji masası işimin çıkışını yazarsam bir roman olur. Jinekoloji masasını bir obje olarak ilk kez sanat tarihinde ben kullandım, çok bilinçli olarak. İtalya’da bile bu işime hep irkilerek bakıldı. Bu işimi kabul etmek demek onu savunabilecek aykırılığa, karşı duruşa ve rahatsızlığa sahip olmak demek. Anti konformist bir işi savunan anti konformist kuramcıları yoktu. O nedenle daha yeni takdir alıyorum.