Boğaziçi'nde "Çağdaş Sanat" Röportaj Dizisi, 2011
Aydın Teker


Merve Seber, Yeditepe Üniversitesi PRP, merveseber@gmail.com
Introduction by Zümral Gökçen Demirci z.gokcendemirci@hotmail.com

Ankara Devlet Konservatuarı bale bölümü mezunudur. Türkiye'deki en deneyimli dansçı ve koreograflardan biri olmasının yanı sıra aynı zamanda modern/ çağdaş dans alanında oldukça yetkin bir akademisyendir. London School of Contemporary Dance ve New York University School of Arts’da eğitimine devam etmiş, doktorasını da Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı bünyesinde gerçekleştirmiştir. 1999 yılından beri Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı modern dans bölüm başkanıdır. www.aydinteker.com isimli sitesi de bulunmaktadır.
Merve Seber: Modern dansla tanışmanız nasıl oldu ?
Aydın Teker :Televizyonun daha evlere girmediği bir dönemde, Ankara Devlet Konservatuvarı, Bale Bölümü’nde okuyan komşumuzun kızının okul resitalinde baleyle tanıştım. Gösteriden çok etkilendiğimi hatırlıyorum. Periler gibi dans etme hayalleriyle konservatuvara girdim. Ancak lise çağlarına geldiğimde aldığım eğitimi sorgulamaya başladım. Bana eskisi kadar ilginç gelmiyordu. Tam da bu sırada Almanya’dan gelen bir topluluk Kurt Jooss’un Yeşil Masa adlı eserini sergiledi. Gösterinin sonunda kendimi ayağa kalkmış ağlayak  işte ben böyle şeyler yapmak istiyorum derken buldum.
M.S:Türkiye’de bu dansı tanıtırken ne gibi zorluklarla karşılaştınız?
A.T :Büyük emeklerle yetiştirilen ve kalıplara sokulan bale öğrencilerine, dansçılarına ve eğitmenlerine sanatsal ve düşünsel açıdan değişik bakış açıları sunmak elbette kolay değildi.
O dönemde İstanbul Devlet konservatuvarı Bale Bölümü Başkanı  Şebnem Aksan’ın desteğiyle bale bölümünde modern dans, doğaçlama, dans kompozisyonu, repertuar  ve  küçük bale öğrencilerine yaratıcılığın gelişmesini destekleyici dersler vermeye başladım. Yıllar geçtikçe öğrencilerin modern dansa ilgisi artmaya başladı. Bir süre sonra Sebnem Aksan bölüm başkanlığımdan alınırken benim de öğrencilere koreografi yapmam yasaklandı. Gerekçe öğrencileri kullanarak meşhur olmamdı!
M.S:Konservatuarda bir bölüm açma fikriniz nasıl gelişti ?
A.T: Bu fikir benden çıkmadı. 1992 yılında idarenin aldığı ani bir kararla Bale Anasanat Dalı’nın bir dalı olarak açıldı. Sanırım açılmasındaki en önemli gerekçe Bale Anasanat Dalı’nda Lise Devresini bitirip, Yüksek Devre’ye devam edemeyecek öğrencilere bir seçenek yaratmaktı. O yıl Modern Dans Sanat Dalı’nın yanısıra Müzikal ve Ritmik Sanat Dalları da açıldı. Koşullar yeni açılan tüm dallar için zordu. Sadece Modern Dans Sanat Dalı ayakta kalabildi. Biz de Konservatuvar bünyesinde yeterli stüdyo olmadığı için, derslerimizi İstanbul’un değişik mekanlarında sürdrümek zorunda kaldık. Bir dönem dersleri sürdürebilmek için eğitmenler cebimizden para ödeyerek bir stüdyo bile kiraladık. Belli bir süre sonra çeşitli nedenlerle öğretmen sıkıntısı başladı.Şebnem Aksan 6 yıl yurtdışından gelen eğitmenleri kendi evinde misafir etti. O dönemin öğrencileri herşeye rağmen eğitimlerini sürdürmeye devam ettiler.Bugün Modern Dans Anasanat Dalı’nda ders veren eğitmenlerin %95 i o dönemde yetişti. Söylemek istediğim, bu bölümün ayakta kalması için pek çok kişi özveride bulundu. Baleden bağımsız bir dal olup, içinde yeterli stüdyoları ve bir sahnesi olan MSGSÜ Bomonti Yerleşkesi’ne taşınmamız tam 17 yılımızı aldı.
M.S :Bölümdeki eğitiminiz ve verilen dersler nasıl bir hedef belirliyor ?
A.T : Bugün klasik teknik dersinde Lisans 1 öğrencilerine söylediğim bir sözü sizinle paylaşmak istiyorum. “Amaç dansçı yetiştirmek değil, entellektüel dansçı yetiştirmek. Bu ne demektir? Enstrümanını yani bedenini iyi tanıyacak. Var olan problemi kendisinde ve başka bedenlerde fark edebilecek. Bu problemi analiz edip çözüm-ler-  üretebilecek”. Dersleri belli başlıklar altında toplayabiliriz. A) Teknik Dersler  B) Yaratıcılığı geliştirecek ve destekleyecek dersler  C) Anatomi, kinezyoloji, İçsel ve somatik çalışmalar  D) Diğer sanat disiplinleri ve sosyal bilimlerle tanışıp buluşabilecekleri dersler  E) Yabancı dil.
Hedefimiz öğrencilerimizin kendilerine ve dünyaya farklı çerçevelerden bakabilmelerini sağlamak.
M.S : Bölümünüze öğrenci seçiminde ne gibi kriterler arıyorsunuz ?
A.T : Fiziksel kapasite dışında yaratıcılık, merak, ve entellektüel düzeyin yüksek olması aradığımız ölçütlerin başında geliyor. Son yıllarda bir üniversite bitirdikten sonra dans etmek istediği için bize gelen öğrencilerin sayısında önemli artışlar oldu. Sınıfta, ne yapmak istediğini ve neden orda olduğunu bilen öğrencilerin varlığı sınıfı olumlu etkiliyor. Seviyeyi otomatik olarak yukarı çekiyor.
M.S :Sizin yönteminiz için  “bedenle bir şey anlatmaz, bedenin ta kendisini anlatır” diye tanımlamalar mevcut, bu tanımı nasıl yorumlarsınız?
A.T :Bu konuda herhangi bir yorum yapmak istemiyorum. Yaratım, yaratıcı dansçıyla benim aramda geçen özel bir süreçtir. Neyin nasıl ortaya çıkacağını bu süreç belirler.
M.S:Yaptığınız sayısız eserin arasında sizin için özel bir anlamı olan veya unutamadığınız çalışmanız var mıdır, sizin için neden özeldir ?
A.T: 1997 yılında alzeimer hastası annemle yarı felçli babamı yürüyüşe çıkarttığım bir gündü. Annemle babam kol kola girmiş yürüyorlar, ben de arkadan onları takip ediyordum. Babamın sağ bacağı yerden her kalkışında sağ ayağı bilekten kontrolsüz bir şekilde sarsılıyordu. Her geçen gün biraz daha küçülen annem, babamın aksak yürüme ritmine uyum sağlamaya çalışıyordu. Birden bire kalbim atmaya başladı. Bu yürüyüş sıradan bir yürüyüş değildi. Zaman, ritim ve farklı enerjileri içinde barındırıyordu. Eve geldiğimizde annemle babama yakında bir gösterimin olacağını ve bu gösterinin içinde onların da olmasını çok istediğimi söyledim. Babam gülümseyerek “ Ne zaman?” diye sordu. Tarihi söyledim. Biraz düşündükten sonra o tarihte Ayvalığa, yazlığa gitmeyi planladıklarını söyledi. Israr etmedim. Evime geldiğimde telefonumda annemim mesajı vardı.”Aydın sen babanı dinleme, ben o şeyi istiyorum” Heyecanla annemlerin evine geri gittim. Ufak bir prova yapmaya karar verdik. Salonda yolda yürüdükleri gibi yürüyeceklerdi. Anneme rahat olmasını, konuşması bile gerekmediğini söyledim. Annem babamın kolunda yürümeye başladılar. Çok geçmeden annemden bir itiraz sesi yükseldi. “Aydın! yani ben babanla yürürken havadan sudan konuşamıyacak mıyım?...” 
İstanbul Dolmabahçe’de 1. Uluslararası Öğrenci Trienali kapsamında gerçekleşen gösterimin birinci bölümüü oluşturan ”Gezinti” de, annemle babam yürüdüler. Annem hiç konuşmadı. Benim için çok özeldi, çünkü sanatın ne kadar yaşamın içinde olduğunu bu süreçte fark ettim.
M.S:Modern Dans’ın ülkemizdeki geleceğini nasıl görüyorsunuz ?
A.T: Genelde Modern Dans’ın ülkemizdeki geleceği konusunda çok olumluyum. Ancak son yıllarda tüm dünyada, dolayısıyla ülkemizde de beni rahatsız eden bir gelişme var. Herşey hızla gelişiyor  ve hızla tüketiliyor. Süreçler yaşanmadan son buluyor. Hiç bir şeyin değeri kalmadı. Bunun olumsuz etkilerini dans eğitiminde de görüyorum. Öğrenciler kendilerine ve üzerinde çalıştıkları işlere yeterince zaman ayırmıyorlar veya ayıramıyorlar. Bence asıl iş şimdi başlıyor. Önce bu kontrolsüz hızın içinde ayakta kalabilmeliyiz. Sonra....................!
M.S:Sizce dans etkili bir iletişim yöntemi olarak görülebilir mi? Bir iletişim aracı olarak dansı yorumlaya bilir misiniz ?
A.T :Etkiliden neyi kastettiğinize bağlı. Geniş kitlelere hitap etmek mi? İzleyiciyi rahatsız etmek veya sabrını sınamak mi? Verdiği mesajla izleyiciyi düşündürtmek mi? Yoksa izleyiciye iyi vakit geçirtmek mi?
M.S:Modern dansı tanıtırken ne gibi PR çalışmalarınız oldu veya konservatuardaki bölümünüzün tanıtımın da ne gibi PR çalışmalarınız oldu?
A.T:Modern Dans Sanat Dalı’nın açıldığı ilk yıllarda ciddi öğrenci sıkıntısı yaşandı. İlk yıl  eğitime 3 öğrenciye karşı 4 eğitmenle başladık. İkinci yıl 1 öğrenci alabildik. Yeni bir dal olması, teknik nedenlerle üniversite kitapçığında yer almaması, aileler için gelecek vaat eden bir meslek olarak görülmemesi gibi nedenlerle yeterince müracaat olmuyordu. Çözümü liselere giderek  öğrencilere dans derslerinden örnekler göstermekte bulduk. Amacımız gençlere modern dansı tanıtırken bir yandan da MSGSÜ Devlet Konservatuvarı’nda bu dansın eğitimini alabilecekleri mesajını vermekti. Kolay değildi. İşe yaradı mı? Bilmiyorum!



Linkler:
http://www.aydinteker.com/