Boğaziçi'nde "Çağdaş Sanat" Röportaj Dizisi, 2010

Burak Delier (Sakarya, 1977)



Altay Kuzey Sinnar, altay_sinnar@yahoo.co.uk

Editted by İrem Hatıl, irem.hatil@boun.edu.tr


Avrupa Birliği süreci haberlerinin vazgeçilmezi olan bir fotoğrafla tanıdık Burak Delier’i. Kara çarşaf yerine kullanılan Avrupa Birliği Bayrağı ve peçenin üzerinden bakan iki şaşkın göz. Gören herkeste farklı duygular ve endişeler uyandıran bu afişin yaratıcısı Burak Delier. Delier bir sanatçı aynı zamanda düşünür ve yazar. Güçsüzün, ezilenin sorunlarını vurgulayan ve toplumsal bilinci arttırmayı hedefleyen Delier diğer fotoğraf sanatçılarından ayrılıyor. Röportaj teklifime çok hızlı ve samimi cevap veren sanatçı ile atölyesinde buluşmak üzere randevulaştık. Sanatçının  samimiyeti ve egoizimden arındırılmış tavırları ile röportaj tam anlamıyla bir sohbete dönüşüyor.

Altay Kuzey Sinnar: Eserlerinizde genellikle  eşitsizliği ve sınıfsal ayrımları dile getirmeye çalışıyorsunuz. Bu durumun geçmişinizde yaşadığınız bir olayla ilgisi var mı?

Burak Delier: Bu meselelerle ilgilenmek için travmatik bir olay ya da yönlendirici bir kişinin olması gerektiğini düşünmüyorum ve benim hayatımda da böyle bir yönlendirici olmadı. Ancak Galatasaray Lisesi’nde yatılı kaldığım dönemde beraber yaşamanın getirdiği sınıfsal ayrımcılıklar hiyerarşi düzeni bu konular üzerine eğilmemde etkili olmuştur diyebilirim.
Altay Kuzey Sinnar: Çalışmalarınızda genellikle bu konulara atıfta bulunmanızın ya da eleştirmenizin sizin için olumlu veya olumsuz herhangi bir etkisi oldu mu?
Burak Delier: Hem olumlu hem de olumsuz anlamda etkisi olduğunu hissediyorum. Bu durumun konu seçiminden değil  işin formundan kaynaklandığını düşünüyorum. Sergi mekânı konusunda olumsuz etkilerini hissettiğimi söyleyebilirim. Bir fotoğraf, bir video gibi her an her yerde sergilenemiyor. Bazı fotoğrafların kendi sergilenme koşullarını ve kitlesini oluşturma aşamasında zorlandığımı söyleyebilirim.
Altay Kuzey Sinnar: TersYön oluşumu fikri nasıl çıktı?
Burak Delier: TersYön aslında ironik bir kurum. Tüketim ideolojisi üzerinden demokrasi kurma modası sessiz çoğunluklar oluşturdu ve bu çoğunluklar kendi tarzını yaratma yerine satın almayı tercih etti. Satın almalarda işlevden çok simgesellik ön plana çıktı. TersYön tüm bu sistemi ve gerektirdiklerini kullanarak bir ürün çıkarıyor, bir imaj yaratıyor. Tasarımı çok güzel olmayan ancak işlevi olan ürününü satmak isteyen bir kurum olarak ön plana çıkıyor Tersyön. İmaj satın almak üzerine kurulu olan bu düzenin anti-demokratik yapısına dikkat çekmek amacındayım. Çünkü böyle bir ürün çıkarıldığında bu ürüne ihtiyacı olan insanlar bu ürünü alabilecek güçte değiller. Bugünkü sistem içinde ihtiyaçları karşılamak kolay ve bu nedenle de karlı değil. Bu nedenle çok özelleştirilmiş, lüksleştirilmiş uygulamalar ile sistem çok daha fazla karlı hale gelmiştir. Dolayısıyla bu günkü sitem azınlık bir kitlenin çok lüks ihtiyaçlarını karşılamak ve daha fazla kar etmek üzerine çalışmaktadır.
Altay Kuzey Sinnar: TersYön fikri dönemsel bir çalışma olarak mı kalacak? Yoksa değişen ihtiyaçlara yönelik olarak yeni ürün tasarımları olacak mı?
Burak Delier: Şu ana kadar 2 ürün çıkartıldı ve 3. ürün üzerine çalışıyorum; ancak bu meseleyi daha farklı bir yönden ele almak istiyorum. TersYön işinin tüketim ve tarihsel olmak üzere iki farklı misyonu var. Tarihe geri dönüp bakmak ve yaşanan olayları bir heykelden bir anıttan farklı olarak işlevsel bir tasarımla hatırlatmaktı TersYön’ün tarihsel misyonu. Yeni çalışmamda daha fazla teknolojik öğe kullanarak bu misyonları sürdürmeyi düşünüyorum.
Altay Kuzey Sinnar: Parkalinç çalışmanız için sokakta sembolik bir reklam kampanyası düzenlediniz. Bundaki amacınız neydi? Halka daha fazla inmeyi mi amaçladınız?
Burak Delier: Tam olarak halka inmek olarak nitelendirmiyorum. Sokaklarda daha heterojen bir yapı var. Sanat mekânlarında ise genellikle aynı kitleye hitap ediyorsunuz ve bu kitle sanat mekânına girdiğinde orda bir sanat eseri göreceği beklentisiyle ve belli bir bilgi donanımına sahip olarak eserinizi gözlemliyor ve yargıya varıyor. Bir nevi hazırlık yapıyor. Sokakta ise hazırlık söz konusu değil. Dolayısıyla sokaktaki izleyicinin bakışı çok daha açık ve oradaki eseri ilk bakışta sanat eseri olarak değerlendirmiyor. Sokakta önceden bir hüküm olmaması çok önemli bir durum.
Altay Kuzey Sinnar: Kamu malını tekrar kamulaştırma adı altında Kontratak Oluşumunda elektrik direği ile bir çalışma yapmışsınız. Bununla ilgi ne söyleyebilirsiniz?
Burak Delier: Kontratak toplumsal alandaki siyasal güçlerle iş birliği yaparak, gerçek olarak şehir alanına küçük müdahaleler yapan  bir öğüt gibi çalışıyordu. Türkiye’de kaçak elektrik kullanımı problemine dikkat çekmek için yaptığımız bir çalışmaydı. İnsanlar elektrik faturalarını ödeyemiyordu ancak elektriksiz yaşamaları da imkânsızdı. Elektrik direğinden 5’li priz çalışması zayıf olanın güçlü olana karşı geliştirdiği stratejiyi ve verdiği hayat mücadelesini simgeliyor aslında. Benim yaptığım radikal bir hareketle elektrik direğini ortaklaştırmaktı.
Altay Kuzey Sinnar: En çok ses getiren çalışmanız Avrupa Birliği bayrağı çarşafıyla kadın portresi oldu. Bu çalışmanın çıkış noktası neydi?
Burak Delier: O dönemde Avrupa Birliği ile ilgili çalışıyordum. Çarşaf meselesi ise araştırdığım diğer bir konuydu. Bir buçuk aylık Fransa ziyaretim sırasında gördüğüm ayrımcılık, laiklik ve din meseleleri ilgimi çekmişti. Gerçek hayatta Cezayir asıllı Fransızlara karşı yapılan ayrımcılık ve küçük görme beni çok etkiledi. Genellikle doğu toplumları için söylenen demokrasinin olmaması, kamusal alanda belli düşüncelerin tartışılamaması gibi problemlerin aynı zamanda da Avrupa’nın övündüğü değerlerinin çok zayıf bir görüntüden ibaret olduğunu hissettim. 
Altay Kuzey Sinnar: Aynı çalışmayı bugün yapsaydınız tepkilerin nasıl olmasını beklerdiniz? 6 yıl öncesinden neler farklı olurdu?
Burak Delier: O dönemde gündem Avrupa Birliğiydi ve stratejik bir planlama yapmamama rağmen doğru bir zaman olmuştu. Şimdi aynı çalışmayı yapsam daha az ilgi çekeceğini düşünüyorum. Şimdi yapmak anlamsız olacaktır çünkü herkes Avrupa’nın milliyetçiliğinin sağ görüşe doğru kaydığını çok daha açık şekilde görüyor. O dönemde ise böyle bir görüş yoktu ve çok daha pozitif bir Avrupa hayal ediliyordu.
Altay Kuzey Sinnar: Sizce bu çalışmanızın başarısının sırrı neydi?
Burak Delier: Bu çalışmamı hiç kimse fark etmeye de bilirdi. Öyle birçok çalışmam da oldu ancak Avrupa Birliği çalışması kullandığı dil açısından çok etkiliydi. Propaganda basitliğinde ancak vurucu bir imaj ve ne dediği tam belli olmayan bir görsel. Bence işi başarısının altındaki etkenler bunlardı. 
Altay Kuzey Sinnar: İleriki dönemde ne tarz işler çalışmalarınızı göreceğiz?
Burak Delier: Fotoğraf ile biraz yüzeyde kalan şeyler yaratıyorum. Eserlerimde söylediğim şeylerin tabi ki akılda kalmasını istiyorum ancak fotoğrafın çok kolay tüketilebilir olma niteliği var. Düşündürme potansiyeli çok zayıf. Biraz daha katmanlı ve kalıcılığı olan işler yapmak istiyorum. 2005 yılında beri ses getirecek bir çalışmam olmadı. Ancak yakın dönemde Türkiye’nin güncel bir sorununu kalbinden vuracak yine ses getirecek bir projeyle karşınıza çıkacağım.  
Daha önce tanıma fırsatı bulduğum Teoman Madra ile karşılaştırıldığında, Burak Delier’in imgeleri kullanarak anlatmak istediklerini görselleştirdiğini görüyoruz. Bu nedenle eserlerinde ironiyi sıklıkla kullanıyor Delier. Madra’nın eserlerinde ise farklı fotoğraflama teknikleri kullanılarak görsellik ön plana çıkarılmakta. Farklı yaşlarda ve duyarlılıktaki iki sanatçının farklı yorumlarını gözlemleyebilmek benim için eşsiz bir deneyimdi. Burak Delier, yakın zamanda yine gündeme oturacak bir eser üzerine çalıştığını belirterek röportajımızı sonlandırdı.




Linkler:
burakdelier.wordpress.com/