Boğaziçi'nde "Çağdaş Sanat" Röportaj Dizisi, 2010

İlker Yardımcı (Ereğli-Konya,1974)



Bilal Altuner, Boğaziçi Üniversitesi, bilalaltuner@yahoo.com

Bilal Altuner: Bize kendinizden ve aldığınız eğitimlerden bahsedebilir misiniz?

İlker Yardımcı:Konumuz heykel olduğu için doğrudan üniversite lisans eğitimimin heykel üzerine olduğu ile başlamak isterim. Sonrasında ise gerek bilgilerimi derinleştirmek gerekse heykel sanatını yaşamımın bütünü haline getirebilmek çabasıyla yine aynı disiplinde yüksek lisans ve doktora/sanatta yeterlik programlarına devam ettim. Ancak sanatın yaşamımla ilgili ulaşabildiğim en eski hikâyesi ise, küçük bir çocukken aile gezmelerine gidildiğinde ailemin benim için kalem kâğıt taşıması. Misafirliğe gidilen evlerdeki halı motiflerinin desenlerini çizermişim...

Bilal Altuner: Klasik Heykel tanımlamasının içerisinde yer alan seramik ve insan figüründen daha farklı bir çizginiz olduğu söylenebilir mi? Sizi sıra dışı bir heykeltıraş olarak tanımlayabilir miyiz? Çalışmalarınızdan genel hatlarıyla kısaca bahsedebilir misiniz?

İlker Yardımcı:Farklı bir çizgim olduğu kesinlikle söylenmeli… “Sanat” doğası, dili gereği yeni, özgün, samimi, hikâyesi olan bir obje-üretim ister. Bu durum bana göre üretici için yaşamı bir yerinden yakalayabilme ve yaşama ait olabilme endişesi taşır. Bu gereklilikle içinde bulunduğunuz düzen ve toplumun, ayrıca evrimin size biçmeye çalıştığı yaşam formlarını zorlamanız gerekir. Sıra dışılık göreceli bir kelime ancak önceki cümlede özetlemeye çalıştığım mücadeleler sanırım beni sıra dışı olmaya zorluyor.

Bilal Altuner: Etkilendiğiniz ünlü sanatçılar (heykeltıraş, ressam...) kimlerdir ve sizi etkileyen yönleri nelerdir?

İlker Yardımcı: Kendi coğrafyamdan Kuzgun Acar’ın cesaretinden, İlhan Koman’ın heykele evrensel yaklaşımından, Mehmet Aksoy’un inadından ve Erdağ Aksel’in en olmayacak zamanda 80’ler sonrasında doldurduğu boşluklardan etkilendim.
Dünya heykelinde ise heykel dilinde yeni bakışlar-sözler bulabilenler David Smith, Pablo Gargallo, Martin Puryear, Bernard Venet, Richard Serra gibi isimlerden etkilendim.

Bilal Altuner: Son dönemlerde özellikle Çin’de projeleriniz oldu “Pekin 100 Olimpiyat Heykeli”  ve ”Küçük Asya Tanrıçası” gibi…Çin’deki çalışmalarınızdan bahsedebilir misiniz?

İlker Yardımcı: Çindeki ilk heykelim 2008 Pekin Olimpiyatları için seçildi. 2005 yılında başlayan yaklaşık üç yıllık bir süreçti. İlk aşamada toplanan projeler heykeltıraşlar, şehir plancıları, gibi uzmanlardan oluşan bir jüri ile proje sayısını 500 civarına indirdiler. Sonrasında Pekin’de bir sergi ile projeler halk oylamasına sunuldu. “Prizmanın telaşı” ve “Dokunuş” proje yarışmasına gönderdiğim iki heykelimdi. Yaklaşık 2800 proje içerisinde her ikisi de ilk 500’e girdi. Ve son aşamada Pekin olimpiyat Köyü’ne yerleşecek 100 heykel belirlendi. “Prizmanın Telaşı” onlardan birisiydi.
Bu nedenle 2007 yılında Pekin gittim. Heykelin üretim sürecinde yer aldım. Diğer katılımcı sanatçılarla da kent heykelleri üzerine bir sempozyum düzenlendi. Uluslararası ölçekte Olimpiyat oyunları zemininde ki bu paylaşım sonraki sanat çalışmaları ve süreçleri için Çin’de önemli bir referans oldu.
“Küçük Asya Tanrıçası” ise bu ilişkilerin sonucunda Pekin Tsing Hua Üniversitesi ve Ordos yerel yönetimi tarafından alınan bir davet sonrası Ordos kentinde uyguladığım bir çalışmaydı.

Bilal Altuner: Çalışmalarınızla doğa arasında bir ilişki kurmak mümkün mü?

İlker Yardımcı: Camus “doğa insan üzerinden de doğaçlar kendini” diyor. Ne kadar kentlerde yaşasak da bu anlamıyla kendimi doğaya ait hissediyorum. İnsectas serisi, doğaçlama metal böcekler, metal organikler, kullandığım deri gibi organiklerin doğa ile bağlantılı olduğunu söyleyebilirim.

Bilal Altuner: Çalışmalarınızda metal, demir gibi şekil verilmesi seramiğe kıyasla daha zor malzemelerle çalıştığınız görülüyor bunun sebebi nedir? Zor yolu mu seçtiniz?

İlker Yardımcı: Soruyu tersten yanıtlarsam “kolay” bir şey yaşamın hiçbir aşamasında yok Tercihler, kararlar, vb… Sanat evrenin sessiz ciddiyetini insanlaştırıyor. Seramikle kıyaslamak pek doğru değil. Mesele “form-hacim” ile ilgilidir. Hiçbir çaba harcamadan hurdalıktan buluntu bir nesneyi-metali de göstermek istediğimiz açısıyla sergileyebiliriz… Duchamp’ı anmak yerinde olacaktır burada… Özetlersem zor yolu değil bana yakın olan kolay yolu seçtim.
Deneyimlerim ölçüsünde diyebilirim ki çalışması kolay olan bir malzeme yoktur. Metal ve çamurun plastiği arasında bir fark yoktur. Bu biraz nesne ile aramıza koyduğumuz mesafe ile ilgili aslında... Dilini konuşabildikten sonra metalin ne kadar yumuşak olabildiği hayret vericidir...

Bilal Altuner: Kullandığınız malzemenin özelliği yüzünden atölye sorunlarıyla karşılaşıyor musunuz?

İlker Yardımcı: Teknolojiye hakim olabilmek heykellerin üretim sürecinde sürprizler yaratabiliyor... Türkiye koşullarında sahip olamadığımız imkânlar meraklandırıyor beni. Bunun dışında bir sorun yok...

Bilal Altuner: Dikkat ve sabır gerektiren heykel sanatında orta boyutlu bir heykel çalışmanız ortalama ne kadarlık bir sürede tamamlanıp görücüye çıkıyor?

İlker Yardımcı: Heykel yaşama düşünce, düşünceden kurtulma, tesadüfler rastlantı ve sonrasında karışıyor. Bazen 18 ay, bazen 1 hafta, bazen bir günde 3 adet olabiliyor.

Bilal Altuner: Diğer çalışmalarınızdan ayrı tuttuğunuz sizin için özel olan bir çalışmanız var mı?

İlker Yardımcı: Bir söz var ”çalışmak insanı özgürleştirir” dünyanın en talihsiz savaşlarından birinde slogan olmuş. Aklımda bir bu söz var... Bir de tembellik hakkı… İnsan doğasına en uygun olan belki biçilen şekillerden uzak salt hayatı yaşamak. İnsan olarak stüdyoda zaman geçirmek-çalışmak çoğunlukla bir vecd haline geliyor benim için... Aksi durumsa zaten orada olmamaya çalışırım... Benim için insanlarla paylaştığım her çalışmamın bir anlamı var ayırmam mümkün değil... Hatta diyebilirim ki insan içine çıkmayan kaynaklanmış metal parçaların bile anlamı var... Bu hayatı bir bütün olarak algılamaya çalışma ve nesneye saygı meselesi…

Bilal Altuner: Türkiye’de sanatçı olmayı ve daha spesifik olarak heykel sanatçısı olmayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Karşılaştığınız zorluklar nelerdir?

İlker Yardımcı: Heykelin var olduğu en eski topraklarda yaşıyor olmamıza rağmen ironik bir şekilde heykele çok uzağız... Bu trajedi içerisinde sorunların büyük olması doğaldır. İlk soruya verdiğim cevapta, akademik kariyerimi sanatı-heykeli yayabilmek için yaptığımı söylemiştim. Bu benim zorlukları aşabilmek için taktiklerimden birisi. Ve eklemem gereken önemli bir nokta ise, Doktora – yeterlik tezim “kamusal alan – açık alan heykelleri” üzerine yani sanatı sokağa taşıyabilmek adına benim gösterdiğim bir çabaydı. Bu çabanın her aşamasında Yerel yönetimlerle, toplumun kemikleşmiş dogmatik karakteristik yapılarıyla ve muhafazakârlığı ile karşılaşıyorum. Bu durum keyfiyet ve cehalet ile mücadele gerektiriyor.

Bilal Altuner: Çalışmalarınızda teşvik ve ilham kaynağınız nelerdir? Atölyede zorluklarla karşılaştığınızda motivasyonunuzu üst seviyede tutmanıza katkısı olan etkenler nelerdir?

İlker Yardımcı: Yine tersten yanıtlarsam. Atölyede işler zora girince orada olmamaya çalışırım. Deneyimlerim gösterdi ki problemden uzaklaşınca çözmek daha kolay oluyor. Sorular ve yanıtlar her an ve her yerde olabiliyor. Otobüste camdan bakarken gelen bir fikir, yürürken yerde gördüğünüz buruşuk bir kâğıt soru ya da yanıt olarak karşılığını bulabiliyor. Motivasyonumu sağlayan etken ise tüm bunları biriktirip atölyede materyallerle vecd hali ve karşılığını almak.

Bilal Altuner: Heykeltıraş İlker Bey boş zamanlarında neler yapar?
İlker Yardımcı: Hiç boş zamanım yok. Uyanık olduğum zamanlarda uyaranların bombardımanı devam ediyor. Oğlum ve eşim benim en büyük kurtarıcılarım... Bütün sorulardan ,cevaplardan uzak kalabilmeyi ve zamanı durdurabilmeyi onlarla birlikte yapabiliyorum.

Bilal Altuner: Full-time sanatçı olmanın en iyi ve en kötü yanı sizce nelerdir?
İlker Yardımcı: Kendimi sevdiğim ve üzerime giyebildiğim bir işi yapabilmekle mutlu ve zafer kazanmış sayıyorum... Hiçbir kötü yanı yok ama eklemem gerek ki Mevlana’nın dediği gibi “dünyadayken ölünüz”. Bedeli de bu olsa gerek.

Bilal Altuner: Sanata özellikle, heykele ilgi duyan ve başlamak isteyenlere tavsiyeleriniz neler olur?
İlker Yardımcı: “Akıl yürütülen” her yerde form dilinin izleri görülebilir. Bir rüyada yaşar gibi değil kodlarla, farkındalıkla, etkileşimle ve sonrasında hikâyesi olan estetize edilmiş ancak özgür bir hayat peşinde olarak. Ve bu bileşkeler üzerinde kafa yorarak nesnelerle ile temasa geçmelerini tavsiye edebilirim.

Bilal Altuner: İyi bir Heykeltıraş olmak yetenekle mi, yoksa eğitimle mi mümkün olabilir? İyi bir heykeltıraşın sahip olması gereken temel özellikler sizce nelerdir?

İlker Yardımcı: Bankacılık insan doğasına terstir, sanatın her dalı yakındır. Toplumu, insanları sanattan uzaklaştıran etkenleri düşünmek gerek. İnsanların kendileri olmaya çalışmaktan başka çareleri olmadığını keşfetmeleri gerek. Bu anlamda küresel olarak pompalanan fanatizm tehlikelidir. Soruyu da bir yandan yanıtlamam gerekirse iyi bir heykeltıraşın sahip olması gerekenler sistematik bir çalışma, farkındalık ve etkileşimdir. Tüm bu özellikler özgün eserlerin ortaya çıkmasını sağlayacaktır.

Son olarak ‘’En büyük ihtiyacımızın hangi mesleği tercih ederse etsin, uygar bir insanın yaşamına sanatı bir şekilde bulaştırabilmesidir. Fırlatıldığımız bu dünyada sanat yaşamı çekilir kılacak tek şeydir... ‘’

Bilal Altuner: Şu an çalışmakta olduğunuz projelerinizden bahseder misiniz?

İlker Yardımcı: Açık alanda yer alacak karbon çelik malzeme ile üretilecek ortalama 3 metre boyutlarında bir grup heykel üzerinde çalışıyorum.

Bilal Altuner: Gelecekte ki hedef ve projelerinizden bahsedebilir misiniz?

İlker Yardımcı: Ağır işleyen zaman içerisinde, sanat anlamsızlığa anlam bindirmeye devam ederken bende açık alanlarda insana ve yaşama ait heykeller üreterek bu bütüne ait bir parça olabilme hedefindeyim diyebiliriz.




Linkler:
www.ilkeryardimci.com