Contemporary Art @ Boğaziçi - Interview Project

İrem Tok



Interview with İrem Tok by Tuğba Kara
tugba.kara2@gmail.com

İrem Tok 1982 doğumlu genç bir sanatçı. 2007’de Marmara Üniversitesi’nde resim bölümünde lisansını tamamladı ve şu anda da Yıldız Teknik Ünivertesi’nde Sanat Tasarımı bölümünde yüksek lisansına devam etmekte. “Fade Away” ve “Rüzgarın Tersi” adlı iki solo sergisi bulunmakta.

İrem Tok kimdir ve son zamanlarda neler yapmaktadır?

En son Almanya Münih’te bir residence programına katıldım, 3 aylık bir proje idi. Marmara Güzel Sanatlar mezunuyum ve Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Sanat Tasarımı yüksek lisansı yapıyorum.

Sanat ile uğraşınız nasıl başladı? Kısaca bahsedebilir misiniz?

Üniversiteye başladığımda kendi halimde resim çiziyordum ilk zamanlarda. Sonra bir hoca bir sanatçı ile çalışmaya başladıkça birşeyleri de karıştırmaya başladım ve o sırada birşeyler oluyor. Birşeylerden kastım bakış açımın oluşması ve birçok şeyi başarabileceğimi düşünmem. Üniversite yıllarımda ben de şöyle bişey vardı: Tek bir şeye takılıp kalmadım. Okul döneminde kitap ve ansiklopediler ile çalışıyordum. Sözlükleri de ilave edebilirim buna. Kısaca güvenilir ve inanılır başvuru kaynağı kitapları sorguluyordum o dönemki çalışmalarımda. Bir dönem videolar çekiyordum ve konu genel olarak insanlar, aile ve ev ortamı üzerineydi. Pencerelerde tüller ardından göründüğü kadarıyla insanları, evlerin içini çekip montajlıyordum. Her zaman çok farklı malzemeler ile çalıştım çünkü yapacağım şeye uygun malzemeler ile çalışmaktan yanayım. Benim derdim teknik bir dert değil. Örneğin yağlıboya heykel yapan birinin teknik olarak ustalığa ulaşması gerekir. Ama benim öyle bir derdim yok, çünkü ben ağırlıklı olarak konseptler üzerine çalışıyorum.

Yani teni birşey buluyorsunuz ona yoğunlaşıyorsunuz ve ona uygun bir çalışma tekniği ile geliyorsunuz?

Evet. Mesela daha önceki sergimde (Fade Away) genel olarak concept vulnerability idi. O sergimdeki malzemeler de çok farklıydı ve aynı zamanda derdim de farklıydı. İnsanın kırılganlığu, toplumun dışında durmayı tercih ettiğinde daha yaralanabilir olduğu ile ilgiliydi.

Peki çalışmalarınızda insana doğru yönlenmenizde başka noktalardan, bilimlerden yararlanıyor musunuz? Örneğin felsefe ile ilgilenir misiniz, çok okur musunuz? Yoksa tamamen kendi yaşanmış deneyimleriniz ve gözlemleriniz mi çalışmalarınızdaki kaynağınız?

Yani o tamamen değişiyor. Bazen bir filmden yaralanıyorum ya da bazen bir kitap çıkış noktam olabiliyor. Örneğin bu sergimde (Rüzgarın Tersi) sürekli olarak okuduğum iki yazar vardı.

Almanya, Münih’teki 3 aylık şehir gürültüsünden ve insanlardan uzak geçirdiğiniz zaman sizin için nasıl bir deneyim oldu?

Daha önce hiç doğanın içinde yaşamamıştım. Almanya’ya gittiğimde 3 ay boyunca bir gölün kenarında, beş sanatçının bulunduğu bir evde yaşadım. Herkesin kendi odası vardı ve kimisi müzisyen, kimisi şair kimisi ressam idi. Farklı farklı ülkelerden farklı sanat dallarından kişiler ile birlikteydim. Benim için farklı bir deneyimdi dediğim gibi önceden hiç bu kadar doğa ile iç içe olmamıştım.

Peki çocukluğunuzdan bu zamana kadar sanat ile ilişkiniz nasıldı? Ailenizden destek gördümüz mü bu konuda?

Ben her zaman kendi kendime bişeyler yapardım. Bir zaman sinema bir zaman tiyatroya sardım. Çünkü sanatın hangi alanında olursa olsun bişeyler yapmak istiyordum. Yanlız bir karakterdim öğrencilik yıllarımda, içine dönük. Tek başıma bişeyler yapmayı tercih ederdim. Dediğim gibi bir dönem tiyatro ile ilgilendim , 1.5 sene kadar.Ama daha sonra anladım ki tiyatro bana göre bişey değil. Çünkü ben tek başıma çalışıp kendi projemi yapmak istiyordum. Tiyatroda ise başka birinin yazdığı bir senaryoyu oynamak zorundaydım. Ama benim aklımda “ Ben yazmalıyım ve ben oynamalıyım” düşüncesi vardı. Ailem pek destek olmadı. Yılmadan mücadele etmek gerekiyor bu noktada. Sanat yapmaya karar verdiğiniz andan itibaren aşama aşama geliyor sorunlar. Aile, camiada kendini kanıtlayabilmek, para kazanma derdi vs vs.

Son olarak bu serginizin (Rüzgarın Tersi) fikrinin nereden ve nasıl çıktığını paylaşabilir misiniz?

3 aylık Almanya’da residence sırasında çıktı. Doğa ile baş başa kaldığım süre boyunca iç konuşmalarım ve iç sesim çok baskındı. Bu sergide de iç konuşmalarım ve iç sesim aynı zamanda da dışarıdaki dünyanın üzerimde bıraktığı etki.

ÇOK TEŞEKKÜRLER...




Linkler:
http://iremtok.blogspot.com/