Boğaziçi'nde "Çağdaş Sanat" Röportaj Dizisi, 2010

Kerem Ozan Bayraktar ( İstanbul, 1984)



Ezgi Ferek, Boğaziçi Üniversitesi, ezgi.ferek@boun.edu.tr

1984 İstanbul doğumlu Kerem Ozan Bayraktar, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim bölümünden 2007 yılında mezun oldu. 2009 yılında ilk kişisel sergisini açan Bayraktar şu anda yaşamını Londra’da sürdürmektedir.

Ezgi Ferek: Çalışmalarınızı incelediğimizde video, fotoğraf, resim gibi farklı disiplinlerden eserler olduğunu görüyoruz. Bu disiplinleri ve malzemeleri temalarınız ile nasıl biçimlendiriyorsunuz?

Kerem Ozan Bayraktar :Sanatçı her ne kadar bir malzemeye kendi çerçevesi ile yaklaşsa da, her malzemenin yadsınamaz bir tarihsel belleği, bir dizgesi var. Örneğin tuval üzerine yağlıboya sıradan bir temsil yüzeyi değil. Avrupa resimleme geleneği ile dolayısıyla da o geleneğin arkasında yatan dünyayı kavrayış biçimiyle ilişkili. İlgilendiğim konu bu duruma paralellik gösteriyorsa (ya da tam tersi bir gerginlik yaratıyorsa) o malzemeyi seçiyorum. Örnek verecek olursam fotoğrafa olan ilgim tamamen ölümle ilgilenmemden kaynaklanıyor.

Ezgi Ferek: Teknoloji ile ne kadar içli dışlısınız? Örneğin ‘’Hospital’’ için konuşursak,  tamamen bilgisayar ortamında yaratılan bu imajların şekillenmesinde sadece teknoloji söz konusudur diyebilir miyiz? 

Kerem Ozan Bayraktar :Teknoloji derken, güncel olan teknik mecraların kullanımını kastettiğinizi varsayarak cevaplıyorum. Her şeyden önce ben işlerimde farklı ve özel bir teknoloji kullanmıyorum. Dijital montaj gibi eski teknolojileri kullanıyorum. İşlerimde teknolojiyi problem edindiğim oluyor ama yeni medya alanında çalışan sanatçılarla kıyaslarsak, bu benim için geri planda kalıyor. Teknolojinin en çok, göz boyayan sihirli tarafı ilgimi çekiyor ve bu da sanatçı-büyücü mitinden bildiğimiz eski bir hikâye. Hastane resimlerini tamamen bilgisayar ortamında üretmemin altında önemli nedenler yatıyor. O seriyi üretirken amacım "ha bakın bilgisayarla da fotoğraf üretilebiliyor" demek değil, fotoğrafın üretilebilirliği ile belgeselliği arasındaki ilişkiye dikkat çekmekti.

Ezgi Ferek: Gördüğünüz neler sizi etkileyip bize ulaşıyor? Örneğin, şekil değiştiren bir korku, tamamen aynı kalmış bir umut arayışı (Man with kite,video enstalasyon çalışmanız gibi)

Kerem Ozan Bayraktar :Evet, korku gibi duygular ilgimi çekiyor ama daha ortak olarak hissettiğimiz şeyler; geçmişin güzel günleri, geleceğe umutla bakmak gibi... Bu anlamda hayal kırıklığı, batılı söylemde boşluk hissi ya da yalnızlık gibi duyguları da kendime yakın hissediyorum. Bunların hepsinin altında, yarattığımız uygarlığın bizi biçimlendirmesi yatıyor.

Ezgi Ferek: Beyaz, buz ve tuval birleşince karşımıza ‘’Frostbite’’ çıkıyor. Bize bu işinizi oluştururken hangi malzemeleri kullandığınızı aktarabilir misiniz?

Kerem Ozan Bayraktar :O seride fotoğraf ve yağlıboya kullandım. Basılı bir fotoğrafla daha performatif bir araç olan boyayı kullanmak benim ilgilendiğim konu ile de yakınlaşıyordu. Suyun ve buzun arasındaki metaforik ilişkiye bu iki malzeme üzerinden yaklaşıyordum. Fotoğrafı boyama ya da tuval gibi sunma fikri de benim için çok özeldi. Ama bugün insanlar bunu teknik bir kolaylık olarak kullanmaya başlayınca, bu durum beni rahatsız etti ve bir süre o yöntemle çalışmamaya karar verdim.

Ezgi Ferek: Son olarak, daha sonra ki çalışmalarınızda farklı malzemelerle oluşturulmuş eserler görecek miyiz?

Kerem Ozan Bayraktar :Hangi malzemeyi kullandığımdan çok, ne yaptığımın önemli olduğunu düşünüyorum. Biraz büyük bir laf olacak ama bizim kuşağımızın sadece bir malzemenin gerçeklik dizgesinden iş üretebileceğine inanmıyorum. Aslında malzemeler çok çeşitlilik gösterse de her sanatçının tek bir hikâyesi oluyor.

Ezgi Ferek: İlerleyen dönemlerde sadece fotoğrafa yönelip kalan mecraları terk etmeniz de olasılıklar içerisinde mi?

Kerem Ozan Bayraktar: İleri de bilgisayar oyunları ve sinemayı kullanmayı istiyorum. 




Linkler:
http://keremozan.com/