Boğaziçi'nde "Çağdaş Sanat" Röportaj Dizisi, 2010

ÖZLEM SULAK ( İstanbul, 1979 )




İrem Hatıl, irem.hatil@boun.edu.tr

Liverpool Enstitüsü Sahne Sanatları bölümünde okumak üzere 18 yaşında Türkiye’den ayrıldı. Daha sonra Bremen Hochschule für Künste’de Dijital Media alanında yüksek lisansını tamamlamak üzere Almanya’ya taşındı. Play ‘06 Video (2006) ve Bremer Video Sanatı (2008) ödüllerini aldı. Tarih ve göç ile ilgili çalışmalarında kişisel ve toplumsal ilişkileri araştırmak için video ve fotoğraftan yararlanıyor.

İrem Hatıl: Öncelikle bize biraz kendinizden ve geçmişinizden bahsedebilir misiniz?

Özlem Sulak: Ben Türkiye’de doğdum, büyüdüm. 18 yaşında sahne sanatları eğitimi almak için İngiltere’ye gittim. Ardından bir süreliğine Türkiye’ye döndüm, televizyon ve reklam filmlerinde çalıştım, eş zamanlı olarak sergilere katılmaya başladım. Sonrasında bir sanatçı davet programı ile Almanya’ya gittim, orada yüksek lisansımı tamamladım ve sergilerde yer almaya devam ettim. Yaklaşık bir yıldır da Fransa’da çalışmalarıma devam etmekteyim.

İrem Hatıl: Biraz klişe olacak ama sanat sizce nedir?

Özlem Sulak: Bu kendime her gün sorduğum bir soru; ancak cevabını bildiğimi zannetmiyorum.

İrem Hatıl: Sanatla ilişkiniz nasıl kuruldu? İlk ilişki kurduğunuz sanat eseri veya sanatçı kimdi? Size ilham verenlerden söz ediyorum aslında, nasıl bu alana yöneldiniz?

Özlem Sulak: Uzun seneler bale yaptım ve piyano çaldım, tiyatro ve sinema ile ilgilendim ancak hiç bir zaman sanatı bir meslek olarak seçmeyi düşünmedim. Sahne sanatları eğitimim sırasında ciddi bir sakatlık geçirdim ve uzun sure yürüyemedim. O dönem üniversitedeki bir hocam elime bir kamera tutuşturdu ve ben de “yürümek” üzerine bir video çektim. Sonrasında da video pratiğim haline geldi.

İrem Hatıl: Sahne sanatları mezunusunuz. Hakkınızda okuduğum bilgilere göre video ve fotoğraf sanatçısı olduğunuzu öğrendim. Bize biraz daha kendi işinizi anlatır mısınız?

Özlem Sulak: Yukarıda bu soruyu cevapladım sanırım.

İrem Hatıl: İnternette sizin hakkınızda okuduğum özellikle iki haber dikkatimi çekmişti. Bunlar hakkında sizden biraz bilgi almak istiyorum. İlk olarak, Henkel Art Award 2010’da 5 finalistten biri olmuşsunuz. Bu sanat yarışması nasıldı? Sizin için nasıl bir deneyimdi ve nasıl bir eserle katılmıştınız?

Özlem Sulak: Bu yarışmada yer almak mutluluk vericiydi. Bana en büyük katkısı bu sene Viyana’da gerçekleştireceğim solo sergi olacak.

İrem Hatıl: İkinci olarak da Berlin’deki ilk solo serginizin adı “12 Eylül”. Bu serginizden biraz bahsedebilir miyiz? Bu eserinizi gerçekleştirme sürecinde ne gibi şeylerle karşılaştınız, mesela röportaj yaparken? Sizin de aynı kuşakta olmanız eserinizi bu süreçte etkiledi mi?

Özlem Sulak: İnsanların 12 Eylül'e dair deneyimlerini, anılarını öğrenmek ve paylaşmak istedim. Ancak bunu bir televizyon belgeselindeki gibi işlermek istemedim. İnsanları dakikalarca konuşurken görmek (yani 'konuşan kafalar') yerine onların bugün ne yaptıklarına, nasıl bir hayat sürdürdüklerine, kim olduklarına dair ufak detaylar aktarabilecek bir görüntü seçmeyi yeğledim. Görüntülerde kişiler elleriyle bir şeyler yapıyor, üretiyorlar. Bunlar meslekleriyle, hobileriyle ya da günlük ritüelleriyle ilgili. Elleri bir bakıma ifade O döneme kadar yaptığım bütün videolarda ses görüntüye eşlik ederken, bunun dışına çıkan bir form denemek istedim. Videoda teknik olarak ses görüntüyle birliktedir ancak sinemada bu durum faklı. Bu fikirden hareketle ses ve görüntüyü birbirinden tamamen ayırmayı seçtim. Ben dönemi yaşamadım; çünkü darbe olduğunda 1 yaşındaydım. Orada belirtilen darbe sonrası ortaya çıkan gençlikle, yani 90 'larda gençliğini yaşayan kuşakla ilgili. 

İrem Hatıl: Şu aralar üzerinde çalışmakta olduğunuz bir proje var mı?

Özlem Sulak: Şu sıralar içinde dört dili barındıran, tercüme ile ilgili bir video enstelasyonu hazırlıyorum. Bu iş ekim ayında Viyana’da sergilenecek.

Bu söyleşi çok teşekkür ediyorum, başarılarınızın devamını diliyorum…


Linkler:
http://vimeo.com/61705003